Balığın Karnı
“Kendisini (büyük bir) balık yuttu.Doğrusu o (bundan önce) kınanacak bir iş yapmıştı.”(Sâffât Sûresi, 142) Dedemin mezarındaki çiçekleri çaldılar. Hava karanlıktı.
“Kendisini (büyük bir) balık yuttu.Doğrusu o (bundan önce) kınanacak bir iş yapmıştı.”(Sâffât Sûresi, 142) Dedemin mezarındaki çiçekleri çaldılar. Hava karanlıktı.
Önceki bölümden: (Görünmeyenler Dünyasındaki birbirinden acı hikâyelere şahitlik eden yolcularımız, yolculuğun bu aşamasında enerjilerinin büyük bir kısmını yitirmişlerdi. Acıların sessizliği
İki gün önce çamurlu yağan yağmurun mağaza vitrininde bıraktığı, hiyeroglifleri andıran izlere baktı. Kahve telvesine de benzeyen puantiyeli lekelerin ona
07.04 Yine kötü bir gün. Durağa geleli iki ya da üç dakika oldu. Tahminlerime ve sevimsiz bir arayüze sahip mobil
Uyanır uyanmaz elim doğruca telefonuma gider. Tebessümle şifresiz kilit ekranını kaydırır, bir süre duvar kâğıdımın güzelliğini seyre dalarım. Ardından yastığımı
Bundan kırk küsur sene evvel, askerden yeni gelmiş, henüz bir iş tutmamış, evlenmemiştim… Arkadaşlarla -bir iki gündür gidip geldiğim- mahallenin
Önceki bölümden: (Turan’ın kıraathanesinde toplanan çocukluk arkadaşlarının Sefa’nın gelişiyle bölünen muhabbetleri, bilinmez bir yolculuğa doğru yol alan yürüyüşün ilk basamağıydı.
“Cân-ı cânân-ı güzîn aşkınaSer-î serdâr-ı azîm aşkınaHayy’dır Allah!” Daldı Mihail. Daldı yine derinlere. Hangi gazavâtı dinlerken dalıp gitmedi ki uzaklara…
Bazen evim küçülüyor. Ben de evimle beraber küçülüyorum bazen. Küçücük oluyorum ama sığamıyorum içine, çıkamıyorum da içinden, sıkışıyorum. Bazen herkesin
“1970’li yıllar, mahalle kıraathanesi” Turan’ın Kıraathanesinde kalabalık azalmış, geriye kalan masalarda son çaylar içilmekteydi. Turan kalan masaların uğultularına aldırmadan ışıkları
Küçük bir sokağımız var. Sokağımızda farklı ve canlı renklerde boyanmış, az katlı apartmanlar mevcut. Bazılarının rengi solmuş, bazılarının yer yer