Kurşunun Değdiği Yer
Küçük, dağınık odasında dar bir masa ve masanın hemen üzerinde, kare şeklinde, eski bir saat bulunuyordu. Saatin beyaz zemininin
Küçük, dağınık odasında dar bir masa ve masanın hemen üzerinde, kare şeklinde, eski bir saat bulunuyordu. Saatin beyaz zemininin
Lisedeydim o sıralar. İbrahim Sadri bizim için yaşayan en büyük şairdi. “Sen benim on yedi yaşımsın” diye girdi mi
Bazı sıradan sorular yazgıyla ortaklaşa hareket edince ortaya vahim acılar çıkarır. İkindi vaktiydi. Terasa kurduğu hamakta gözlerini açmaya çalıştı.
Devletin medar-ı iftiharı, tüm amirlerinin gözdesi, nezaketi ve naifliğiyle tüm dairenin göz bebeği Memur Fuat Sadıkoğlu, paydos edip evine
Otobüse binmek için durakta bekliyordum. Bir hayli zaman geçmesine rağmen otobüs bir türlü gelmemişti. Durakta bekleyenlerin sabırsızlığını fark
Geniş, boş bir mahzen. Karanlık denecek kadar loş bir yer. İçerisi soğuk. Ağır bir nem kokusu var. Uzak köşede,
İthaf: Bir gün kendimizi adayacağımız güzel çocuklarımız olması ümidiyle Aydoğan K’ ya. İntihardan daha sevimlidir çocuklar. Bazı günahkâr kadınlar mutludur.
Hayat Tekrardan İbarettir Yazdığı tüm yazıların, aynı noktaya farklı açılardan bakmaktan başka bir şey olmadığını anladığında yaşamını şöyle bir gözden
Gözyaşlarını silerek doğruldu genç adam. Yalnızlığı, biçareliği hiç bu kadar derinlemesine hissetmemişti. Ve manzarayı en güzel yerden gören tepeden
Gözlerini açtığında kendini bir tepenin başında buldu. Nerede olduğuna dair en ufak bir bilgisi yoktu ve ne tür bir
Uykuyla uyanıklık arasında, aslında yapacağım çok iş varken fakat hiçbir iş yapmıyorken… Düşünmek mi? Hayır, düşünmüyorken… Dedim ya; hiçbir şey
“Ne kadar da umursamazsın.” dedi kadın, “Senin yerinde olmak isterdim. Yani kendi hayatımı bile takmayarak. Aklım o kadar karışık ki