Hiç Yaşanmayacak Bir Özlemin Düşsel Kederi
“Önce aya baktım, sonra senin yüzüne.” İnsanın kendisine seslenildiğini anlaması gibi, başını serince sesin geldiği yöne doğru kaldırdın. Durgundun. Ses,
“Önce aya baktım, sonra senin yüzüne.” İnsanın kendisine seslenildiğini anlaması gibi, başını serince sesin geldiği yöne doğru kaldırdın. Durgundun. Ses,
Şevket Bulut’un vefat ettiği 1996 yılında iki kitabı yayınlanmıştı. Bunlardan ikincisi “Baharı Göremeyen Çocuklar” yazarın öldüğü günlerde şehre ulaşmış, yazarına
Yutkundu. Boğazında bir şey var. Tekrar yutkundu. Boğazında bir şişlik var. Gözlerini açtı. Eliyle yokladı, bulup yerinden sökebilecekmiş gibi. Eline
Yıllar sonra kendimi nasıl olduysa tekrar bu sokaklarda bulmuştum. Hâlbuki çıkarken bir daha adımımı atmam diyordum. Unutmaya çalıştığım geçmişim bir
Dokuz günlük bayram tatilini değerlendirmek üzere kaplıca otelleri inceleyen G. Şehri Tarım Müdürü, mesai bitimine on beş dakika kala bakanlık
II. Ufak tefek, kara kavruk bir adam olan Günbattı Camii resmî imamı Selman Hoca, köyün yerlisiydi. Astımlı kızının sıhhati için,
I. ‘’Demek sen Âkif’in paytar olduğunu bilmiyordun, öyle mi?’’ ‘’Yok arkadaş. Vallahi şaştım bu işe.’’ İlçe Tarım Müdürlüğünün çiçeği burnunda
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan’a, saygılarımla… Tanrım. İşte başlıyoruz. Evet. Öncelikle sakin olmalısın. Nefesini düzenle. Burnundan al, ağzından ver. İşte
Üç adımda çıktı sahneye. Her basamakta ayağının altından gelen tak sesi ve ardından tiyatro sahnesinin tahta tabanlarının üzerinde yürürken ara
Bal gibi hikâyesinin devamı… Mazlum arı halkı, güne büyük bir gürültüyle uyandı. Günlerdir saldırılar altında korkuyla beklemiş, feshedilen meclisin ardından