İncelmenin Karşısında Bir Kalın Türk

Ne hitap edenin ne de kendini muhatap kabul edenlerin yüzyıllardır anlamaya, çözmeye çalıştığı; bir kaba sığdırmak isteyip de başaramadıkları için

Politik Limonlar ve Başka Meseleler

hayat bir iç geçirme kürdilihicazkardan nihavende geçiyorum mavimtırak kurşuniden zeytuni bir yeşile yine de aksırtamıyorum aksırması gereken hayvanı ve canımı

Repliğim Neydi?

“Eşyanın da canı var,” diye ilan etti, “Bütün iş, ruhlarını uyandırabilmekte.” (Gabriel Garcia Marquez) Günlük hayatın koşturmacası esnasında, yanımızdan geçen

Yaz Bitimi

Yeniden sayıyorum pencerelerimi Bu yaz sanırım ölmeyi düşünmedim Diye hiç düşünmedim Daha az tramvaya bindim Evet berbat bir şey bu

Hırsız Polis Oyununda Gülümseyen Suratlara

Hüznü sevmem mi gerekli yoksa Yalandan gülümsemem mi Boşalan şarjör, gece mesaisi Sabahın aydınlığı ve akşam gezmesi Hâl sormayı bir

Ben Dua Etmeyi Bilmem

1. dağılacak bulutlara benziyor yeni gelenler yağmur yağar mı bugün sürahide azalan güneş suyu yeniden dolar mı bugün ıslıkla giren

Bana Onun Kim Olduğunu Söyle

Sırrına ermeye yetmeyecek koşular Aşsam uzun yolları, bir noktada yetimim Efsunlu rüyaları bir kenara itecek olsam Hayır demezdim Müneccimlerin soruları

İthaka’sına Dönmeye Çalışanlar: Odysseus, Nolan ve Türkiye

Yazıya, bir itiraf ile başlamak icap ediyor. Sinema, pek mesai harcadığım bir saha değil. Zaten yazının başlangıç noktasını sinema salonunda

Güneşin Etekleri

Çık biraz kapıya, yüzün göğersin Bak, güneşe sabır saçar buğday başağı Çekingen ipek elinin yongasını beğensin Sen dayan ki kırılmasın kaşağı

Peyami Safa Server Bedi’ye Karşı

Yıl 1961. Günlerden 15 Haziran Perşembe. Türk edebiyatının yaramaz çocuğunun, Babıali’nin yalnız dehasının kalbinin durduğu ölüm yıldönümündeyiz. Bir yazarın, ömrü

Karşıdan Bakanlar

Yıllar sonra kendimi nasıl olduysa tekrar bu sokaklarda bulmuştum. Hâlbuki çıkarken bir daha adımımı atmam diyordum. Unutmaya çalıştığım geçmişim bir

Adı Konmamış Bir Üşüme

 “Gelmedi bu bahar, gelmedi çok bekledik.” (Latife Tekin) Sonbaharla kış arasında bir yer var. İnsanın üşüdüğünü henüz kabullenmediği, ama içinin

Bir Yıldızın Sönüşü

Gözlerini açtı. Bir yolda yürüyordu. Üzerindeki uzun paltosuyla hızla ilerliyordu. Nereye gittiğini biliyordu. Bir eve girdi. Aynı koku, gerçekliğin küflü

Nefaset Konakları

Nisan ayının 5’iydi. O sene yaşanacak olan son 5 Nisan’dı ama kimse bunun farkında gibi görünmüyordu. Özellikle de kediler. Çimenlerin