Mevsim – I

  iliklerinde kahverengi atlar yanaklarında nardan kalma illüzyon bu görüntü, bu yazgı ah gülün insana uyan kör talihi taptaze meyvelerin

Kaç Kez Savaş Ganimetlerinden Sayıldık da Soyulduk

  Diyorum ki, gitmeli uzaklara, o tenha diyarlara. Sarılıp gecenin boynuna, kimsenin bilmediği diyarlara göç etmeli. Kimliğini kaybetmiş bir göçebe

Senin Anladığın Kadar

Kalbinin içinde odalar var elbet Duvarlarında ağlayan bir geyik başı Halıların üstünde yalınayaklı kediler Duvarda ruhların hırsızlama bakışı Sanki çalıntı

Beyazıt’tan Notlar

  illa bir şeylerden vazgeçmemiz gerekiyorsa, bırakalım o öğle uykularımız olsun. feda ettiklerimiz ayağımızın altından kayıp giderken izlemek, görmek, bilmek,

Yeni Cümleler Kurmalı

  Yüreğine ateş düşen bir adam, Soruları yığmıştır zihnine, Umutları kalbine.   Kalemle çizilmiş sınırlar silinmeli evvelce, Ve yeni cümleler

Dede Paşa

  dede paşa dede paşa seni uzaklarda buldum ve sevdiğim için etimden gövdene geçtim bu aynada var suret bu kapıda

Çalar Saat

  çok gülen yalan güler ne kadar gülümseme varsa koyuyoruz ortaya; o sabah, buraya gelecek arkadaş! beş dakikaya çıkacak pideler

Cehennemin Keşfi ya da Çocukluğun Kaybı

  Bir ikindi serinliğinde kırlangıçların şarkısıyla adımlıyorum yollarda. Bilmediğim bir şehirde hiç bilmediğim kadar yalnızım. Rüzgâr bir koku getirdi burnuma

Edebifikir Liseli Şairleri Destekler

  Ölüm ve Telkin Gece vakti deniz kıyısında bir kız bekler, İnsana kâbustur ibare ibret ve o kız. Gündüz rüyalara

Lâtife Lâtif Gerek

  Dilini teraziye koymadan oynatıp, sonrasında söylediğine pişkin pişkin gülenlerden değilim. Hatta gaf yapıp, hatara kalp kırdığını düşündüğü anda en

Sonbaharın Ruhu Zênê

  Ruhunda anlayamadığı bir hâl vardı bugün, her sonbaharda yaşardı bu duyguyu… Müebbet ıstırabın zindanında gözlerini zamana çivilemiş, kalbini Rahman’dan

Bahane Aşklar

  Gün, batan güneşle birlikte yere düştü. Gökyüzü kurşuni renklerle kaplı bulutlarla bezenmiş. Bulutlar her an içinde biriktirdikleri gözyaşlarını yeryüzüne

İçimin İşgali

  Duymadın maviyi yırtan çığlıkları. içimi işgal ederken gözlerin. Gözlerimin uçurumuna düşerdin. Ben ise siya siya göç ederdim gülüşüne. Geceler

Ey Oğul

  Heyecanlıydı. Sonuçların açıklanmasına az kalmıştı. Soruyorlardı. “Nereleri yazdın guzuuum.” “ Ne bileyin işte teyze yazdım bir yerleri. “Uzakları yazmayaydın