Lâtife Lâtif Gerek

  Dilini teraziye koymadan oynatıp, sonrasında söylediğine pişkin pişkin gülenlerden değilim. Hatta gaf yapıp, hatara kalp kırdığını düşündüğü anda en

Sonbaharın Ruhu Zênê

  Ruhunda anlayamadığı bir hâl vardı bugün, her sonbaharda yaşardı bu duyguyu… Müebbet ıstırabın zindanında gözlerini zamana çivilemiş, kalbini Rahman’dan

Bahane Aşklar

  Gün, batan güneşle birlikte yere düştü. Gökyüzü kurşuni renklerle kaplı bulutlarla bezenmiş. Bulutlar her an içinde biriktirdikleri gözyaşlarını yeryüzüne

İçimin İşgali

  Duymadın maviyi yırtan çığlıkları. içimi işgal ederken gözlerin. Gözlerimin uçurumuna düşerdin. Ben ise siya siya göç ederdim gülüşüne. Geceler

Ey Oğul

  Heyecanlıydı. Sonuçların açıklanmasına az kalmıştı. Soruyorlardı. “Nereleri yazdın guzuuum.” “ Ne bileyin işte teyze yazdım bir yerleri. “Uzakları yazmayaydın

Belli ki!

  Belli ki… Yüzünde milattan öncesine ait kanamalı bir tebessümle gelmişsin Avuçlarımda kaç asırlık olduğu bilinmeyen rüzgârlarla üşürken Ulu orta

Leyla, Leyl, Leylak

  Bir gece yarısıyla beraber doğmuştum İşte o sebepten leyla kadar leyl-i sevdim Tozlu raflardan uyandırıldım fuzuli kitaplarınca Eyleyin haber