Tefekkür, Müşahede ve Ötesi -1
Binlerce kutlu can, “yüz”üne feda olsun Sen’in; dünyada Sen’in gibi güzeli ne bir kimsecik görmüştür, ne de Sen’in gibi güzel
Binlerce kutlu can, “yüz”üne feda olsun Sen’in; dünyada Sen’in gibi güzeli ne bir kimsecik görmüştür, ne de Sen’in gibi güzel
“Andolsun, size içinizden bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve
Cumhuriyetin ilk yıllarında kültür politikalarına yön verenler, seçkinci bir inşa gayretindedirler. Onlara göre halk kültürü önemlidir ama otantik hâliyle varlığını
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ (Enbiya, 107) Vahiy düşüncesi açısından “Ben–Sen” irtibatı, hakikatin müşahede edilen yönünün cemalidir. “Peygamberlik” kategorisinin somut
İnsan tarih boyunca yaşadığı zamanın ötesinde bir dünyayı, kurgulanmış bir evreni, kendisi için yeni bir gerçekliği arayan bir canlı… Düşünür,
“Resulüm! Sana Vahyedilen ayetleri hemen ezberlemek için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve dilinde okutmak bize aittir. O hâlde
“Nevroz, çağımızda yaşam tarafından düş kırıklığına uğratılan ya da yaşam için kendilerini fazlasıyla güçsüz hisseden insanların kapandıkları bir çeşit manastırdır.”
Vahiy Düşüncesi olarak Hikmet, saf hayaller ismini verdiğimiz saf düşünceler alanıdır. Bu düşünce alanı her şeyin hakikatini ilgilendirdiği için kendine
Vahiy Düşüncesi, peygamberlere indirilen Vahyin izini takip eden Hikmet Düşüncesidir. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, düşüncede Hikmet’e ulaşmanın ilk şartı,
Nefs analitiği bakımından “saf hayal”e, yani “hikmet”e varma yolu hakkında düşünmeye devam ediyoruz. Çünkü nefs analitiği, bizim için “ruh olma”
Stoacılık, çoğu zaman bir felsefe sistemi olmaktan çok hayat disiplini olarak anlaşılır. Felsefenin soyut ve çıkması zor labirentlerinde kaybolmak istemeyen,
“Ve Rabbin, bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti” (Nahl, 68) “Dünya” ile “arz” arasındaki
“Gel, aramıza gir; âşıklarız biz; aramıza katıl da aşk bahçesinin kapısını açalım sana. Gölge gibi evimizde otur; güneşin komşularıyız biz.
Allah ile insan arasındaki bütün köleleştirici bariyerlere “ilah” denir. Allah ise asla “ilah” değildir. Kelime-i tevhid hatırlanacak olursa, “lâ ilâhe”