Vahiy Düşüncesi: Asli Dil, Yazı ve Mushaf
“Resulüm! Sana Vahyedilen ayetleri hemen ezberlemek için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve dilinde okutmak bize aittir. O hâlde
“Resulüm! Sana Vahyedilen ayetleri hemen ezberlemek için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve dilinde okutmak bize aittir. O hâlde
Vahiy Düşüncesi olarak Hikmet, saf hayaller ismini verdiğimiz saf düşünceler alanıdır. Bu düşünce alanı her şeyin hakikatini ilgilendirdiği için kendine
Vahiy Düşüncesi, peygamberlere indirilen Vahyin izini takip eden Hikmet Düşüncesidir. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, düşüncede Hikmet’e ulaşmanın ilk şartı,
Nefs analitiği bakımından “saf hayal”e, yani “hikmet”e varma yolu hakkında düşünmeye devam ediyoruz. Çünkü nefs analitiği, bizim için “ruh olma”
Modern düşünce, varlık, hakikat ve aşkınlık karşısında uzun süredir derin bir tıkanma yaşıyor. Dr. Ali Sait Sadıkoğlu “Düşüncenin Kıyameti 2
“Ve Rabbin, bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti” (Nahl, 68) “Dünya” ile “arz” arasındaki
“Gel, aramıza gir; âşıklarız biz; aramıza katıl da aşk bahçesinin kapısını açalım sana. Gölge gibi evimizde otur; güneşin komşularıyız biz.
Allah ile insan arasındaki bütün köleleştirici bariyerlere “ilah” denir. Allah ise asla “ilah” değildir. Kelime-i tevhid hatırlanacak olursa, “lâ ilâhe”
“Dünya”dan yüksekte yer alan “arz”, yani yer-yüzü, yatay düzlemde dikey boyutun kendisini gösterdiği ufuktur. Başka bir ifadeyle “arz”, yatay boyutta
“Arz”, dilimize yer-yüzü olarak çevrilebilir. Yer-yüzü ifadesi “dünya”dan ayrı tuttuğumuz ve farklı gördüğümüz “arz” için en uygun çeviridir. Çünkü “arz”,
Düşünce alanında “dünya” ile “arz” arasındaki fark çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa bu iki kavramın ima ettiği yaşam biçimleri
Daha önceki yazımızda, politikaya karşı öne sürdüğümüz siyaset mukaddimesi için “tecrit” mefhumunu önermiştik. Tecrit, bizim için, ilkelerini en baştan kurmadığımız
Modern aldatmaca: “Politika” dediğimiz şey, biz Müslümanların yani kelimenin asıl anlamıyla hakikate teslim olmuş olanların ilkelerini belirlemediği bir ekonomi ve
Hakikatten yoksun yaşamın hastalık gibi belirtileri vardır. Kapitalist sistemde insanın kendisini dünyevi şeylere adaması, bu hastalıklı yaşamın başlıca göstergelerinden biri..