Deccal’in Bedeninin Bâtınî Anlamı
“(Sonra gelenler) bilmedikleri konuda karanlığa taş atar gibi tahminler yürüterek, “Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir” diyecekler; “Beş kişidir, altıncıları
“(Sonra gelenler) bilmedikleri konuda karanlığa taş atar gibi tahminler yürüterek, “Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir” diyecekler; “Beş kişidir, altıncıları
Son yazımızda, tefekkürün dairevî bir hareket olduğundan bahsetmiştik. Bu harekete göre tefekkürün başıyla sonu aynı noktada birleşiyordu. Birinci noktadan başlayan
Binlerce kutlu can, “yüz”üne feda olsun Sen’in; dünyada Sen’in gibi güzeli ne bir kimsecik görmüştür, ne de Sen’in gibi güzel
“Andolsun, size içinizden bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ (Enbiya, 107) Vahiy düşüncesi açısından “Ben–Sen” irtibatı, hakikatin müşahede edilen yönünün cemalidir. “Peygamberlik” kategorisinin somut
“Resulüm! Sana Vahyedilen ayetleri hemen ezberlemek için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve dilinde okutmak bize aittir. O hâlde
Vahiy Düşüncesi olarak Hikmet, saf hayaller ismini verdiğimiz saf düşünceler alanıdır. Bu düşünce alanı her şeyin hakikatini ilgilendirdiği için kendine
Vahiy Düşüncesi, peygamberlere indirilen Vahyin izini takip eden Hikmet Düşüncesidir. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, düşüncede Hikmet’e ulaşmanın ilk şartı,
Nefs analitiği bakımından “saf hayal”e, yani “hikmet”e varma yolu hakkında düşünmeye devam ediyoruz. Çünkü nefs analitiği, bizim için “ruh olma”
Modern düşünce, varlık, hakikat ve aşkınlık karşısında uzun süredir derin bir tıkanma yaşıyor. Dr. Ali Sait Sadıkoğlu “Düşüncenin Kıyameti 2
“Ve Rabbin, bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti” (Nahl, 68) “Dünya” ile “arz” arasındaki
“Gel, aramıza gir; âşıklarız biz; aramıza katıl da aşk bahçesinin kapısını açalım sana. Gölge gibi evimizde otur; güneşin komşularıyız biz.
Allah ile insan arasındaki bütün köleleştirici bariyerlere “ilah” denir. Allah ise asla “ilah” değildir. Kelime-i tevhid hatırlanacak olursa, “lâ ilâhe”
“Dünya”dan yüksekte yer alan “arz”, yani yer-yüzü, yatay düzlemde dikey boyutun kendisini gösterdiği ufuktur. Başka bir ifadeyle “arz”, yatay boyutta