Yakaza

Uykunun ya da uyanıklığın eşiğindeki bir imamın tefekkür hikâyesidir. *** Birden kendimi uyanık bir halde buldum. Ya da yarı uyanık

Haliyle… Her Şey… Zamanla…

Gidiyorum ya, her şey değişecek, kimse aynı kalmayacak demiştin. Başın öndeydi. Ellerini seyrediyordun bunları söylerken. Kolundaki saat: 14.27 belki de

Ah Kılıcı – VI

İkindi suları, kitapçıdan içeri bir hayalet gibi süzüldü. Kendinde değildi. Nerde olduğunu da bilmiyordu. Tek bildiği insanın acısının yine insan

Tamam Makinesi

Bugün serbestsiniz, istediğiniz resmi yapabilirsiniz. Öğretmeninin komutuyla, ellerini yanaklarından çekti, kafası boşluğa düşüverince utanıp zaten yapacağı şeyleri hızlı hızlı yapmaya

Ah Kılıcı – V

Birkaç gündür Oruç Aruoba’nın; “Yaşamı düğümlemeden çözemezsin.” cümlesi zihninde dolaşıyordu. Öyle ki kitapçıya girdiğinde yeni çıkan kitaplar bölümünün önünde durmayı

Kendi Kitabı

Hatice Şevik 12 yaşında. Ortaokulda okuyor. Aynı zamanda Edebifikir’in sıkı bir takipçisi. *** Saçları hafif kızıla kaçık, teni de peçete

Ah Kılıcı – 4

Sensörlü kapının önünde durdu ve kendisini algılamasını bekledi. Kapı, ruhsuz bir şekilde açılır açılmaz içeriye girip her zamanki gibi yeni

Topraktan Vatana

İkindi sonrası, oturduğu kapı eşiğinde dalıp gitmişti ana. Artık yalnız değildi, gönlü hep bir acıyla, gözü hep bir hayalle doluydu.

Yere Bakma Durağı

*Türkiye’nin bu puslu ve karanlık durağında anlatılanlar N. Cihan Karakurt tarafından yazılan Kuruntu Durağı’ndaki kaytan bıyıklı adamın hikâyesidir. *** 07:04

Ah Kılıcı – III

Her pazar günü olduğu gibi bu pazar da ikindi sonrasında kitapçıya uğradı. Ekipten birinin de gelmiş olma ümidi ile gözleri

Ölüm Var!

“Ölüm vaaaaaaaarr! Ölüm var ölüüüüüümm!” Bu nida en son üç gün önce yankılanmıştı kasabanın sokaklarında. Meczup Halil, her gün sabah namazı

Üç Yüz Yirmi Altı Adım

Telaşla asansöre bindim. O kulak tırmalayan sesiyle indirdi beni dört kat aşağıya.  Sağolsun Salim abi açıverdi otomatik kapıyı. Normalde kapının

Hal Bu ki

Sokaklar, varı yoğu birbirine karışmış; önü sonu iç içe girmiş hikâyeler kumpanyası. Hangi olay, hangi durum, hangi klasik, hangi modern

O Belde

Ben, abim, yani Rimbaud, ablam yani Ingeborg, Ingeborg Bachmann, bir de küçük kız kardeşim Didem, Didem Madak… Güneyde, çok güneyde,