Yakaza
Uykunun ya da uyanıklığın eşiğindeki bir imamın tefekkür hikâyesidir. *** Birden kendimi uyanık bir halde buldum. Ya da yarı uyanık
Gidiyorum ya, her şey değişecek, kimse aynı kalmayacak demiştin. Başın öndeydi. Ellerini seyrediyordun bunları söylerken. Kolundaki saat: 14.27 belki de
İkindi suları, kitapçıdan içeri bir hayalet gibi süzüldü. Kendinde değildi. Nerde olduğunu da bilmiyordu. Tek bildiği insanın acısının yine insan
Bugün serbestsiniz, istediğiniz resmi yapabilirsiniz. Öğretmeninin komutuyla, ellerini yanaklarından çekti, kafası boşluğa düşüverince utanıp zaten yapacağı şeyleri hızlı hızlı yapmaya
Birkaç gündür Oruç Aruoba’nın; “Yaşamı düğümlemeden çözemezsin.” cümlesi zihninde dolaşıyordu. Öyle ki kitapçıya girdiğinde yeni çıkan kitaplar bölümünün önünde durmayı
Hatice Şevik 12 yaşında. Ortaokulda okuyor. Aynı zamanda Edebifikir’in sıkı bir takipçisi. *** Saçları hafif kızıla kaçık, teni de peçete
Sensörlü kapının önünde durdu ve kendisini algılamasını bekledi. Kapı, ruhsuz bir şekilde açılır açılmaz içeriye girip her zamanki gibi yeni
İkindi sonrası, oturduğu kapı eşiğinde dalıp gitmişti ana. Artık yalnız değildi, gönlü hep bir acıyla, gözü hep bir hayalle doluydu.
*Türkiye’nin bu puslu ve karanlık durağında anlatılanlar N. Cihan Karakurt tarafından yazılan Kuruntu Durağı’ndaki kaytan bıyıklı adamın hikâyesidir. *** 07:04
Her pazar günü olduğu gibi bu pazar da ikindi sonrasında kitapçıya uğradı. Ekipten birinin de gelmiş olma ümidi ile gözleri
Telaşla asansöre bindim. O kulak tırmalayan sesiyle indirdi beni dört kat aşağıya. Sağolsun Salim abi açıverdi otomatik kapıyı. Normalde kapının