Uzletten İzolasyona, Çilehaneden Karantinaya
Bir çılgınlık, diyorum, bir çılgınlık yapmak gerek. Topluyorum tüm cesaretimi. Aklıma mukayyet ol ya Rabbi! Ne yapmalı? En son ne
Bir çılgınlık, diyorum, bir çılgınlık yapmak gerek. Topluyorum tüm cesaretimi. Aklıma mukayyet ol ya Rabbi! Ne yapmalı? En son ne
“Çiçekli gelinlik” dedi, Mahsun kendi kendine. Ormanların ve dağların içinde kalan bu tepe, tersine dönmüş bir huniye benziyordu. Zirvesindeki kaya
“İçe dökülen şaşkın avuntularda yürümekKuklalar bahçesi, karanfil kâğıtlar, çelişkiler sepetiHer şey nasılsa ayrılır zamanın uçurtmasıyla”Sinem Çağlancı / Zamanın Uçurtması Komşusu
Ben, ünlü bir yazar değilim. Yazar mıyım, ondan da emin değilim. Yazarım yazmasına da yazdıklarım beni yazar yapar mı? Eh,
Uyanır uyanmaz yatağın altına baktım. Sonra güldüm kendime. Her sabah aynı şey, diye kızdım, onlar sana ait değil. Çay koydum,
Havalar ısınmış, günün güneşli saatlerinde balkonu kullanma zamanı gelmişti. Güneşin henüz yakmayan ama ısıtan ışıkları, mutlaka bir şeylerin suretine bürünen
Uykunun en tatlı anında sıcak yatağı bırakıp, uyanmak ne de zor! Hele de kış aylarında bir türlü ısınmayan evin kör olası odasında.
Bu hikâye, Edebifikir Akademi öğrencileri tarafından ortaklaşa yazılmıştır. *** Gözlerini açtığında kendini metroda buldu ve koltuklar bomboştu. Sağına soluna baktı
Sevgili Okur… Küçücük bir tohumdum. Filizlenip toprağı yararak başımı güneşe göstermiştim. Yaşadığım orman bol yağmur aldığı için köklerimi iyice toprağa
İki tarafı ağaçlarla dolu toprak bir yoldan yürüyorum. Arkamda, dağınık ve seri adımlarla ilerlemekte olan bir kalabalık dikkatimi çekiyor. Aynı