Bir Öfkenin İzdüşümü

Zil çalar çalmaz dışarıya döküldü bütün çocuklarım yine, sanki kırk dakika boyunca işkence yapmışım gibi onlara, sanki yıllarca tutsak tutmuşum

360 Derecelik Bir Ömür

Muzaffer Bey yorgundu. Öyle ki emekliliğine az kala, hayattan da emeklilik vaktinin geldiğini hissediyordu. Yirmi yılı aşkın bir süredir vatanına,

Zaten Yok Olmak

Hamza… Okula diye çıkıp okula gitmediği günlerin birinde, okula diye çıkıp okula gitmediği diğer günlerde olduğu gibi caminin karşısındaki kahvehanede,

Biz Bize Benzeriz

Çırak Bütün angarya işleri yapmama rağmen en az maaşı ben alıyorum. Yerleri süpür, Umut. Tuvaletleri yıka, Umut. Makinelerin yağını sil,

Acımak, Acıtmak, Acınmak

Bahçeyi seviyorum. Bahçe sevilir zaten. Bu mevsimde daha çok sevilir. Ben daha çok severim. Ağaçların yaprakları dökülmeye başlamış, havanın yapışkan

Nazan yahut Gülce

– Anne. Bağırmadım. Bağırmadan söyledim, bağırmadan seslendim. Anneme. Zaten duymak isteyene bağırmak saygısızlık olur. Annem beni duymak ister ve hep

Satranç Tahtası

Hamal gibi sırtında taşıdığı yorgunluklarını bir kenara itekleyerek olduğu yerde dikeldi. Şairdi. Bu sabah da her sabah gibi yeni baştan

Kediler, İzleyenler, İzlenenler

Çok uzun zamandır onu izliyor. Başından geçenleri de görüyor mu? Sanmam. Hemen her gün yüz yüze geldiği bir takım durumların

Beş Köşeli Kar Tanesi

“Macun çekilmesi lâzım oğlanın yattığı odanın penceresine. Biraz da tıngırdıyor cam”, dedi annem. Araba falan geçince camlar düşecek gibi oluyor.

Seyyar Hüseyin

Seyyar satıcıydı. Yazın yaz, kışın da kış mahsulü satardı. Karlı-yağmurlu, rüzgârlı-ayazlı günlerde işe çıkmayı daha çok severdi. Yazın en sıcak

Kıssadan Hisse Değildir

Ve böyle gelip geçiyor yolculuğumuz, silahları belinden hiç çıkmamış adamlar karşılıyor ilk durakta bizi, bir şeyler istiyorlar, vermezseniz diyorlar… Ve

Nefehât

Çalıştığımız taşeron şirket tarafından, büyük bir söyleşiye ev sahipliği yapacak olan belediyenin konferans salonunu temizlemek için gönderilmiştik. On kişiydik. Arkadaşlarım

Küçüklüğümün Sayrılarevinde Yangın

Muhtekir ve obur kış mevsimi rüzgârın çatımıza savurduğu kar tanelerini umursamadan kıytırık bir soğuğu pazarlamaya çalışıyordu. Minimini ellerimize süzülen zavallı

Habibe

Bak kızım… Ak yazması, ucunda ince işlemeleri ile hâlâ üzerinde. Hâlâ aynı tahta tespih parmaklarının arasında. Duvarda asılı Kur’an-ı Kerim,