Biz Bize Benzeriz

Çırak

Bütün angarya işleri yapmama rağmen en az maaşı ben alıyorum. Yerleri süpür, Umut. Tuvaletleri yıka, Umut. Makinelerin yağını sil, Umut. Hele şu kalfanın afrasına tafrasına bak, sanki usta! İşi bıraksam, okula gitsem orada da öğretmendi, müdürdü, bir sürü ahlâk bekçisi var. Ne çalışsam ne de okusam evde anne babam, abilerim zabıta gibi bekliyorlar. Başkalarının bana dayattıklarının hangi ucundan tutarsam tutayım ucu pis bir değnek. Âh bir gün Youtuber, influencer olursam ya da sanal paradan yolumu bulursam iş yerini satın alıp kalfayı, ustayı ve patronu emrim altına alacağım.

Kalfa

Bu iş yerinde ben neyim? Hem her şey hem de hiçbir şey. Kalfa kelimesinin Arapça halife sözcüğünden Türkçeye geçmesinden başka bir anlamı var mıdır? Sahi ben halefsem selef de şu mıymıntı usta mı? Zevksizin, rahat bilmezin teki. Patronun karısı sanki! Ne derse ikilemeden yapıyor. Patron varken bir kedinin fareye odaklanması gibi işine bakar ama kapıdan çıkasıya o kedi olur bir aslan. Yapacağı birçok işi bana yaptırır. İşim bitince de çırağa yardıma gönderir. Çırak, ben iş yaparken yüzüme yaban öküzü görmüş gibi bakıyor. Ona göre bu kadar çalışmak tuhaf tabiî. Ki ben onun üç günde yaptığı işi bir günde yapardım. Ne söylesem alınıyor. Övgü bile ona sövgü gibi geliyor. Oysa biz kalfadan tokat yer ses etmezdik. Ya biz çok safmışız ya da bu yeni nesil çok uyanık. Âh bir gün usta olabilsem. Asta nasıl davranılır, üste nasıl rest çekilir şu uyuz ustaya göstereceğim.

Usta

Şu patronun yürüyüşüne bak. Sadece dünyayı değil, bütün galaksileri bu yaratmış sanki! Güneş, ay, yıldızlar bunun önüne halı seriyor gibi kasıla kasıla geliyor yine. Kim bilir ne emirler verecek ne antin kuntin işler yapmamı isteyecek. Sanki ben mucidim. Elin gâvuru yapmış bu makineyi. Standardı belli. Ama benim yeniden keşfetmemi istiyor. Kalfa dersen başka âlemlerde. İşte hiç gözü yok sanki. Ben onun yaşında iken ustama hiç iş yaptırmazdım. Boş vakit diye bir zaman anlayışı yoktu. Kalfa isen mutlaka bir iş vardır ama dedim ya onun aklı bir karış havada. Sanırım bir de kız muhabbeti var. Oğlum, usta olmadan aşk senin neyine? Bir de ara ara elinde kitap görüyorum. Sanki alleme olacak! Baksa şu ellere. Usta olana dek tornavida, pense, yan keski, çekiçten başka ne değmiş sanki. Değil kitap bir kız eli bile değmiş mi? Aha meymenetsiz patronun elinde yeni işlerin listesi. Birkaç makine alıp atölyemi kurayım. Patron da usta da kalfa da ben olayım da işler nasıl tıkır tıkır yürürmüş göstereyim şunlara.

Patron

Milyararlarımı döktüğüm iş yerimi emanet ettiklerime bak. Oturmaktan bizon gibi olmuş, biçimsiz vücut hatlarıyla gözümün ahengini bozan usta. Kendisi olmasa iş yerinin dönmeyeceğini düşünen aslında bir hiç olan kalfa. Ne işe yaradığını bir türlü çözemediğim çırak. Yemekleriydi, çayıydı, sigortasıydı, maaşlarıydı. Dertleri bitmiyor. Hele maaşları. Sanki her gün para veriyorum bu adamlara. Bankaya, hesaplarına yatırmıyor da çöpe atıyormuşum gibi hissediyorum. İşçiye verilen her kuruş çöpe giden paradır bence. Ne var ki şimdilik bunlara mecburum. İyi ki şu mülteci, kaçak işçiler var. Hem az maaş hem sigorta yok hem de ne versem yiyorlar. Onlar da olmasa bu değirmenin taşı nasıl dönecek? Teknoloji biraz daha gelişse de robot işçiler çıksa. Ekmek, su, maaş istemez. Yorulmak nedir bilmez. Yok resmi yok gayri resmi tatil diye tutturmaz. İşte o zaman bunların kıçına tekmeyi vuracağım.  

Celal Kuru

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • Feyyaz Kandemir , 07/07/2021

    olmuş bu hikâye, hemi de çok güzel olmuş. celâl abiye teşekkür ediyorum.

    • Pörsümüş Beyaz Kulaklık Cakı , 07/07/2021

      Şiddetle hakiki bir şiddetle katılıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir