Dut Ağacı
Yazar: Merhabalar. Yeni yazdığım kısa hikâye ektedir: Dut Ağacı Elimdeki testereyle kapının önündeki ağacı tavaf ediyor, keseceğim dalları kararlaştırıyordum ki
I. Uyananlar uydu. Paçasın sıvayıp suya uydu, düğmesin bağlayıp bağa uydu, sarığın dolayıp dağa uydu. Mis sürüp uydu misvak sürüp
Gece yarısı. Ayağına doğru bir soğukluktur sokulmuş; ağır ağır onu huzursuzluğuna taşıyacak olan o biricik evhamlarından biri daha çıkagelecek ve
İhtiyar kadın, başındaki yemenisini itinayla düzeltti. Sedirin yastığına yaslanmış, eskimeye yüz tutmuş emektar tahta pencereden dışarıya bakıyordu. Ne vakittir burada
Otobüsün orta kapısına yakın, ayakta, topuklarımın sızısını beynimde hissederken fark ettim onu. Yan yana duran insanlardan ziyade üst üste yığılmış
Canım nineme… “Beni büyüten, hayatı öğreten, üzerime titreyen gözleri güzel kadın. Seni kaybettikten sonra tekrar bulmanın heyecanı ile yazdım bu
Bir tanık vardı. Çürümüş dalları tanırdı. Sararmış yaprakları tanırdı. Kurumuş ağaçları tanırdı. Sağlamı ayırır kütük derdi. Yamruyu alır bir baltaya
Haklılığa ve tüm haklılara… * Sokrates’in Karısı: Seni haksız yere öldürüyorlar. Sokrates: Ne yani, haklı mı olsalardı! * İki mutlu