Hamza Abi

– Hamza abin, evleniyormuş. – İnanmam! – Bütün mahalle konuşuyor. – Mümkün değil… Annemi mutfakta bırakıp dışarı çıktım, doğruca dergâha

Sanırım O Gelmeyecek

Mühendis olduğum senenin sonbaharıydı, başka bir deyişle memur olduğum senenin… Mezuniyetimin dördüncü ayında bir Anadolu kasabasına tayin edildiğimi öğrendim. Gönderilen

Sen Çıkmış Sorulara Benzemiyorsun Cavidan

Odada enlemesine bir yalnızlık patladı, kimse durduramadı. Herkes çıktı, ben kaldım Cavidan. Senin olmadığın her yerde bir yalnızlık patlar, canım

Uyutmayan Uyku

Bir türlü uyuyamıyordu. Kuş tüyü yastığa başını koyup en ortopedik yatağa yatmasına rağmen uykuya dalamıyordu. Sanki o rahat yatak gitmiş

Zehirli Çiçek

Mor Diken: -… canları cehenneme! Kraliyet Yüksek Sözcüsü: – Emredersiniz Kraliçem! Baylar! Yeni Kıta’yı ele geçirin. Özgürlük isteyenlerin başına ödül

Patlıcan Krizi

Yüzü gözü sürekli patlıcan gibi moraran çocuklarına Patlıcan Bağımlılığı teşhisi konulduğunu öğrendiklerinde dünyaları başlarına yıkılan anne baba, oğullarının bu yaşta

Uykum Geliyor Cavidan Şimdi Hiç Sırası Değil

Ellerini uzatıyorsun, bu ne diyorum, çalar saat. Uyanmanın hiç sırası değil Cavidan, güzel rüyalar görüyorum. Çekil önümden, göremiyorum. Sen varsın,

Eğri Mukadder

Belimde kocaman bir çıkıntıyla doğmuşum ben. Ayaktayken sol tarafa eğik duruyorum. Y harfinin sol çubuğu yokmuş ve koca bir çıkıntısı

Süreğen Değil

0. Hayrolsun, o gece bir rüya gördüm. Rüyada her şey kayıyordu. Dikiyordum ben de gözümü, bir tanesini olsun seçmeyi, doğru

Göç!

ı. Âlemin ruhu ruhuma değdi. Çünkü henüz çocuktum ve kalbim temizdi. Kalbim temizdi çünkü güneşte ve ırmakta yıkanmıştı. Ipıslak elbiselerle,

En Uzun Kısa Mesafe yahut Sayısal Verilere Darılma

Bazen ciğerlerinin son noktasına kadar nefes aldığı halde, bir yerlerde eksik kalan oksijensiz bir bölge olduğunu düşünüyor. Biraz geriye doğru

İki Hece

Size bir günümden bahsetmek istiyorum. Anlayamadığım, farkında olamadığım, dâhil olamadığım şeylerden. Acayip sıradan günlerim arasından seçtiğim herhangi birinden. Zaten hastaneye

Sancı

Boğulduğunu sandı. Öksürdü. Elini göğsüne koydu. Su akmaya devam ediyordu. Keseyi tekrar aldı. Daha sert, daha hızlı davrandı. Teni daha

Kuyu ya da Bir Düş!

“Ene’l-Hakk” diyerek sıçradı uykusundan… Kan ter içinde kalmıştı. Sessizce odasından çıkıp bahçedeki kuyunun başına gitti. Ayakları çıplaktı. Üşüdü. Kollarını kenetlemişti.