Canım Kızım Havva Nihan

Bak Postacı Geliyor dosyamızın dördüncü mektubunu Muhammed Furkan Kâhya yazdı.

*** 

Canım Kızım Havva Nihan,

1 yaşını doldurmana 1 aydan az kaldı. Sen doğduktan sonra hayatı, senin varlığın ve sorumluluğunla okumaya başladım. Seni gördüğümde ya da resimlerine baktığımda Allah’ın yüreğime evlat sevgisini işlediğini anlıyorum. Sen doğduktan sonra tüm hayatım etrafında şekillenmeye başladı ve her ama her konuda seni hesaba katarak düzenlemeler yapmaya başladım. Doğdun doğalı sokakta gördüğüm her bebeğe gülümseyerek bakıyorum. Önceden dikkatimi çekmeyen çok fazla ayrıntı ilgimi çekmeye başladı. Hayatı yeni ve farklı bir pencereden görmeye başlayacağımı biliyordum ama bu denli bir bakış farklılığı tahmin etmiyordum. Eve girdikten sonra koşarak senin yanına geliyordum ve “şeker kızım nerede”, “babiş kızım uyudu mu” diyerek senin gününün nasıl geçtiğini öğreniyordum. En sevdiğim ritüel ise akşam 7-8 gibi sana banyo yaptırıp uykuya hazırlamamızdı. Havluya sarıldıktan sonra havluyu üzerinden atışın ve yoğun çabalarla seni civcivli bornozuna sarıp kurulamak ezberlediğim günlük ritüeller haline geldi.

Camın önündeki büyük piknik masasına oturup sokağı izlemek en keyif aldığın aktivite. Kuşlar, kediler, köpekler ve insanların hareketleri kim bilir sana neleri çağrıştırıyor. Selvi ağacına konan güvercin, serçe ve kumruların seslerini dinlerken dikkat kesilişini hiç unutmuyorum. Evin çevresindeki parklarda yaptığımız yürüyüşler esnasında oynaşan çocukların sesi de dikkatini celbediyor. Mahalledeki tüm marketlerin çalışanları artık seni tanıyor ve ismini biliyor. Karşı apartmanda oturan ikiz kız kardeşler her sokağa çıktığımızda “bebek geldi bebek geldi” diye bağırarak herkesi senin etrafına topluyorlar. Eğer sen uyuyakaldıysan herkesi susturup sessizce uzaktan sevin diyerek herkesi tembihliyorlar. “Ayyy çok küçüüüüüüüük, daha çok bebeeeeeek” ve “çok tatlııııı” diyerek seni seven bu çocuklarla oynarken seni izlemeyi çok isterdim. Onların da seninle oynayamadıkları için üzgün olduklarını düşünüyorum çünkü sana ablalık yapmak istedikleri çok açık. Senin sosyal ve iletişimi kuvvetli bir kız olacağını düşünüyorum. Yüzün benim ufaklığımın aynısı ve bu konuda da bana benzemeni isterim. Kuvvetli iletişim kurabilme yeteneği ve kendini rahatça ifade edebilme yetisi dijital çağın getirilerinden ötürü kolay kazanılabilecek hasletlerden değil. Bunu sonradan kazanmak da her zaman mümkün değil.

İstanbul’da ilk ziyaret ettiğin yer Aziz Mahmud Hüdâyî hazretlerinin türbesi. Sen, annen, ben ve babaannen beraber gitmiştik. Benim için bir anlamı yok ama 40’ın çıktıktan sonra dışarı çıktığında ilk gittiğin yerin anlamlı bir yer olmasını istemiştim. Daha sonra her fırsatta baba-kız gezmeye gittik. Dışarıya çıkar çıkmaz o küçük gözlerine uyku doluyor ve her zaman uyuyordun. Seni uyutamadığımız zamanlarda uyuman çok kez dışarı çıkardığım zamanlarda olmuştu. Eyüp Sultan hazretlerini ziyaret etmek için deniz motoruyla Eyüp’e gittiğimiz gün seninle beraber çok güzel fotoğraflar çekmiştik. Bir tanesinin baskısını yaptırdıktan sonra fotoğrafı senin güzelleştirdiğini not düşmüştüm. Başka bir gün ise 14BK’ya binmiştik. Refik Halid Karay’ın bir kitabını okuyordum. Meraklı gözlerle hem çevreyi hem kitabın renkli kapağını incelerken uyuyakaldın. O günün tadı hâlâ damağımda. Seninle alışverişe çıkmak gibi adetlerimiz de vardı. Çeşitli balıklarla olan fotoğraflarına baktığımda hâlâ gülüyorum. Bazen kitaplığıma baktığımda acaba kızım hangi kitapları okumak ister diye düşünüyorum. Tahminlerim her seferinde değişiyor ancak değişmeyenleri de var. Mesela senin Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Anna Karenina, Cevdet Bey ve Oğulları, Dünya Ağrısı, Kahveniz Nasıl Olsun? ile çeşitli Refik Halid Karay kitaplarını seveceğinden eminim. Evimizdeki Kur’an-ı Kerim’in parlak yeşil cildi dikkatini çekiyor ve ona dokunmayı çok seviyorsun. Belki çok daha farklı ilgi alanların olacak ancak bu tahmin oyununu oynamayı sevdim. Zıpzıpında uyurken aniden uyandığında kafanı çevirip, nerede bu ahali diyerek etrafa bakınmaya başladığında kendimi komutanına tekmil vermeye giden er gibi hissediyordum. Ancak “babişim benim” dediğimde yüzünde beliren gülümsemen kalbimin sadece içeriden açılabilen kilidini açan bir anahtar gibi. Mamanı yerken biberonunu sıkı sıkı kavrayışın, iştahının bana benzeyeceğini gösteriyor olabilir. Tüm dikkatini mamana verip çıkardığın sesleri dinlerken baba olmanın insana yeni zevkler kattığını anlıyorum.

Seni çok seviyorum biricik kızım. Allah’a bana seninle babalık duygusunu tattırdığı için şükrediyorum. Gözbebeğimsin.

Muhammed Furkan Kâhya

 


BAK POSTACI GELİYOR DOSYASI 

  1. Ömer Can Coşkun – Hiç!-Nâme
  2. Oğuzhan Yılmaz – Ko Desinler Bize Deli Usludan Yeğdir Delimiz
  3. Sinem Çağlancı – Tenhalık Provası
  4. Muhammed Furkan Kâhya – Canım Kızım Havva Nihan
  5. Şadiye Sare Kaplan – Sevgili biri…
  6. Mehmet Erikli – Sevgili Beyaz Mantolu Adam
  7. N. Cihan Karakurt – Tozlar Var Mehmet Abi
  8. Tahir Tarık Balıkçı – Cumali’ye Mektup
  9. Fatmanur Petek – sevgili dostum hannane’ye
  10. Feyyaz Kandemir – Cehaletimin Kâğıttan Duvarına
  11. Cüneyt Dal – Arya’ma…
  12. Nur Cihan Şeker – Kadife Dokunuşun Sertliği Edebifikir 2025 Seçkisi’ne
  13. Sulhi Ceylan – Değişim: Hayatın Lokomotifi

 

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • edebifikirinbaşd. , 05/06/2026

    İçimiz ısındı. Biz bile nasiplendik hanımefendinin tatlılığından. Tee uzaklardan 🤍

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir