Öfke Memuru
Kübra Taşkıran, ikiyüzlülükle çerçevelenmiş, soğuk bakışların sahte merakına dayanamayan insanları anlattı. *** Ağustos’un ilk haftasının son mesai günü… Güneş tepeden
Kübra Taşkıran, ikiyüzlülükle çerçevelenmiş, soğuk bakışların sahte merakına dayanamayan insanları anlattı. *** Ağustos’un ilk haftasının son mesai günü… Güneş tepeden
Kerim Kolat derin bir acıya ses verdi. *** Telefonun ahizesini eline alarak tedirgin dokunuşlarla numarayı çevirdi. Onunla ilgili aklında kalan
Raşit Ulaş Çetinkaya, tasonun, misketin ve futbolcu kartlarının mevsimini anlattı. Gerçekten içimizde bir çocuk var mı? *** Mahallede taştan yaptıkları
Büyük bir servete sahip, birçok, ülkelere sözünü geçiren geçmiş zaman sultanlarından biri derviş olmaya karar vermiş. Çünkü yaşadığı dönemde herkes
Kerim Kolat, öyküleriyle unuttuklarımızı hatırlatıyor. *** Hafta sonu olması nedeniyle nöbetçi eczaneyi bulmakta bir hayli zorlandılar. Aynı cadde üzerinde birkaç
Süleyman Mete, herkesin kaçabileceği bir çölü olması gerek diyor. *** Koltuğuna dünyaları satın almış edasıyla yaslandı ve “Ya sıkılırsan” dedi.
Kerim Kolat derin yaralarımızı öyküleştirdi. *** Bir yandan patlıcanları kaynayan suya yetiştirebilmek için hızlı hızlı doğrarken diğer taraftan bahçede oynayan
Süleyman Mete, elinde tuttuğu timsahla huzuru arıyor. *** Perdeden sızan güneş, kulağıma eğilip “Kalksan iyi edersin!” dediğinde, saat 11’i sadece
Adam elinde bir bahar dalı tutuyordu. Arabaların arasından geçip, kalabalığın arasına karışmıştı. Kalabalık işe, alış-verişe, maça, mitinge gidiyordu. Gökte kuşlar
Yıllar sonra kimsesiz ve dar bir sokakta yağmurun altında karşı karşıya geldiler. Kadın kalabalık bir bakışla baktı adamın yüzüne: Gözlerinin
Kerim Kolat, Edebifikir için öykü yazmaya devam ediyor. *** İlk bakışta büyük bir kasaba izlenimi veren ilçenin, Diyarbakır hudutlarına yaslanmış