Günlerden Bir Gün
Bugün yine bildiğin bir gün. Hava eksi bilmem kaç. Sonbaharda soyunan ağaçlar beyaz gelinliklerini giymiş. Çam ağaçları var bir de.
Bugün yine bildiğin bir gün. Hava eksi bilmem kaç. Sonbaharda soyunan ağaçlar beyaz gelinliklerini giymiş. Çam ağaçları var bir de.
Sadi karanlık odaya girdiğinde adam yine kapının açılıp kapanma sesiyle uyandı. Sadi hızla yaklaşıp, sandalyeyi karşısına çekip oturdu. Adamın bitkin bitkin
Prof. A., (Adını tam olarak vermememizin nedeni, bu anının şahsiyetine ve bilhassa kariyerine zarar vermesini istemeyişimizdir.) ve onun bir numaralı
Tembellik Meslektir Derneği, üşenmeden sözlüklerde yazı yazan arkadaşları, sadece tembellik ile ilgili görüşlerinden ötürü sever, kollar, acıktıklarında simitlerini alır ama
Mahfuz dönüp aynı yöne baktı. Adamı görünce adeta şok geçirmişti. Mustafa Cemal yerinden hışımla kalkıp adama doğru koştu ve
“Bakın beyefendi; bakışlarınız, tavırlarınız beni sinir ediyor. Ne yaptığınızın farkında değilsiniz sanırım. Şuurunuzu kaybetmiş gibi davranmanız, çok büyük bir
Gece yarısı uyanıp, çerçevede duran resme uzun uzun baktı. Sonra resmi çerçeveden çıkarıp, pencerenin kenarında bir müddet durdu. Bir
Soğuk ve kar yağışlı bir günde, belki de hayatının en soğuk ve en kar yağışlı bu gününde,
Karşısında ilk defa otururken hayat tecrübesinin ihtiyar yüzüne çizdiği çizgilere bakmıştım uzun süre. Yetmiş sekiz yaşında, bir asrın üççeyreğini
Hastane havasını oldum olası sevmedim. İlaç ve alkol kokusu ile dolu koridorlar, poliklinikler, hasta odaları, orada adım attığım her
Dükkânın kapısında, günün o bunaltıcı saatlerinin bir an önce bitmesini bekliyordum. Caddenin kalabalığı gün ortasının sıcağından hiç etkilenmemişti. Yaz
Bilen bilir; denizini içinde besleyen, fırtınalarını da kendi doğurur. Bazı fırtınalar takvimsiz vurur sürgün yerinde. Har ile harman savurur zemheri