Gölge
İbrahim Halil Aslan kendiyle burun buruna gelmek üzere… *** ‘Gölgenin ışığa muhtaç olduğu yalandır; karanlıkta gölgeyi göremeyen insandır’ diye afilli
Kerim Kolat, öykülerine devam ediyor. Bazı şeyler dibe inmedikçe görülmez. *** Yorganı çeneme kadar çekip, ayaklarım karnımda, en ufak bir
Muhammet Emin Oyar, küçük hayatlarımızı yazdı. *** Devlet memuruydu, ay sonu geldiğinde cepte ne parası kalmıştı ne de mutfakta erzakı…
Suçlu kim? Kerim Kolat yazdı. *** Tedirgin ve hüzünlü bir sonbahar akşamüstünde tanımıştım onu. Bürodan çıkıp insan kaynayan, rutubetten bunalmış
– Seni ne ihtiyarlattı? – Valla evlendiğimizde kayınpeder bize küçük bir arsa vermişti. Oraya bir ev yapıp başımızı sokmamız dört
Muhammet Emin Oyar, minimal öykülerine devam ediyor. *** Akşam namazını camide kıldı. Vaktin sünnetini kılarken bir ön saftaki genç dikkatini
Enes Can, insan denen pudralanmış suretleri yazdı. *** Yolun sonu görünmeden bitmiş bir yolculuğun hikâyesiydi, bazılarımızın daha ilk cümlesini kurduğu