çiçekli elbise

“hadi sağlıcakla kalın, ben, bizimki göçtükten sonra öbür âleme, böyle çiçekli esvaplar giymiyorum” dedi eşikten adımını atarken. ihtiyarlara mahsus, sakınmalı

Sevdiği Kıza Açılamayanlar Kürsüsü

Bu son yaptığım şey bardağı taşıran ölümcül damla oldu sanırım. Öyle olmasa emniyet teşkilatını kapımın önüne yığmazdı ev sahibi. Ama

Balıkçı Çırağı

Sardalyeler birer ikişer ayıklanıyordu. Ağı toplayan yeni yetme, balıkçı çırağı sıkça laf işitiyordu. Tek başına ağı toparlayamazdı ya yardımcılarla birlikte

Karton Kutu

Korkma, Ömer Can Coşkun seni anlatmıyor… *** Belediyenin insanlar yürüsün niyetiyle yaptığı, garibanınsa ekmek teknesi olarak kullandığı, herkesin bağıra çağıra

Bir İdeal, Üç Arkadaş, Beş Ülke

Biz üç arkadaştık. Aynı lisede okuyorduk. Sezai Karakoç’un şiirlerini ezberliyor, her yeni şiirini, şiir kitabını heyecanla bekliyorduk. Bulunduğumuz küçük kasabanın

Tabu

İbrahim Halil Aslan’ın Meçhul dergisinde yayımlanmış öyküsü… *** Gözlerimi açtığımda yan yana sıralanmış birkaç yüzün arasında, masmavi gökyüzünde yüzümü gölgeleyen

Yükseklik Korkusu

Ömer Can Coşkun emin adımlarla ilerliyor. *** Küçükken gördüğüm rüyalardan mirastır bana yükseklik korkum. Nasıl çıktığımı bilmediğim bir yükseklikten -nasıl

“Ben”lik

Ömer Can Coşkun yoksa şizofren mi? *** Ben bir şizofrenim. “Yazar” denilen kişinin şizofreniye yakın olduğunu duymuştum. Ben yazarsam şizofrenim

Boşluk Kuruntusu

Öyküleriyle farklı bir ses yakalayan Mehmet Erikli, öykü dünyasının o renkli alegorisini okuyuculara aktarmaya devam ediyor. Öykülerindeki o vurucu hali

Niçin Kaçıyorsun? I

Feyza Yapıcı, sokağın köşesinden döndüğünde kendi yüzüyle karşılaşmayı umanların hikâyesini yazdı. *** Gözlerine baktığında gördüğü şey her geçen gün biraz

Harcıâlem Günlerin Sene-i Devriyesi I

Mehmet Erikli’nin yolu kaygıhaneye düştü… *** Kaygılarımı dağıtmak üzere şöyle sakız gibi uzayan üç liralık bir dondurma aldım. Hiçbir şeyim

Bir ‘Vav’ da Üç Nefes

Mustafa Emre Akçay öyküsü… *** Konuşmuyordum. Sözün doğrusu konuşamıyordum. Zihnim dilime ket vuruyordu çoğu zaman. Sözcükler fırtınalı havada uçuşan küçük

Acemi Yazarın İmza Günü

Kerim Kolat’tan küçürek bir öykü… *** İlk kitabımın imza günüydü. Heyecanlıydım. Erkenden standa gelip imza masasındaki yerimi aldım. İlan edilen

Abdullah Karaca ve Diğerleri

Edebifikir’in yoksulluk ve puslu yalnızlığında yaşananları anlatan bu hikâyedeki kişiler ve kurumlar ne yazık ki gerçektir.  İsmini vermek istemeyen yazarımız, tüm yazarlarımızı ifşa