çiçekli elbise
“hadi sağlıcakla kalın, ben, bizimki göçtükten sonra öbür âleme, böyle çiçekli esvaplar giymiyorum” dedi eşikten adımını atarken. ihtiyarlara mahsus, sakınmalı
“hadi sağlıcakla kalın, ben, bizimki göçtükten sonra öbür âleme, böyle çiçekli esvaplar giymiyorum” dedi eşikten adımını atarken. ihtiyarlara mahsus, sakınmalı
Bu son yaptığım şey bardağı taşıran ölümcül damla oldu sanırım. Öyle olmasa emniyet teşkilatını kapımın önüne yığmazdı ev sahibi. Ama
Sardalyeler birer ikişer ayıklanıyordu. Ağı toplayan yeni yetme, balıkçı çırağı sıkça laf işitiyordu. Tek başına ağı toparlayamazdı ya yardımcılarla birlikte
Korkma, Ömer Can Coşkun seni anlatmıyor… *** Belediyenin insanlar yürüsün niyetiyle yaptığı, garibanınsa ekmek teknesi olarak kullandığı, herkesin bağıra çağıra
Biz üç arkadaştık. Aynı lisede okuyorduk. Sezai Karakoç’un şiirlerini ezberliyor, her yeni şiirini, şiir kitabını heyecanla bekliyorduk. Bulunduğumuz küçük kasabanın
Ömer Can Coşkun emin adımlarla ilerliyor. *** Küçükken gördüğüm rüyalardan mirastır bana yükseklik korkum. Nasıl çıktığımı bilmediğim bir yükseklikten -nasıl
Öyküleriyle farklı bir ses yakalayan Mehmet Erikli, öykü dünyasının o renkli alegorisini okuyuculara aktarmaya devam ediyor. Öykülerindeki o vurucu hali
Feyza Yapıcı, sokağın köşesinden döndüğünde kendi yüzüyle karşılaşmayı umanların hikâyesini yazdı. *** Gözlerine baktığında gördüğü şey her geçen gün biraz
Mehmet Erikli’nin yolu kaygıhaneye düştü… *** Kaygılarımı dağıtmak üzere şöyle sakız gibi uzayan üç liralık bir dondurma aldım. Hiçbir şeyim
Mustafa Emre Akçay öyküsü… *** Konuşmuyordum. Sözün doğrusu konuşamıyordum. Zihnim dilime ket vuruyordu çoğu zaman. Sözcükler fırtınalı havada uçuşan küçük
Kerim Kolat’tan küçürek bir öykü… *** İlk kitabımın imza günüydü. Heyecanlıydım. Erkenden standa gelip imza masasındaki yerimi aldım. İlan edilen
Edebifikir’in yoksulluk ve puslu yalnızlığında yaşananları anlatan bu hikâyedeki kişiler ve kurumlar ne yazık ki gerçektir. İsmini vermek istemeyen yazarımız, tüm yazarlarımızı ifşa