Sizin Bu Çok Sesli Susmalarınız Beni Delirtmezse Sizin Kulaklarınızı Kanatır

Raşit Ulaş Çetinkaya,  kendine kök saldı ve durdu gökyüzüne baktı… *** Dünya’nın bilmem kaç milyonuncu asrıydı. Belki beş milyon asır,

Kekikçi’den Çıktı Yola Selam Verdi Hekimlere

    Mehmet Erikli’nin yakında çıkacak “Boşluk Kuruntusu” adlı kitabından bir öykü… *** Güneşin yarım yamalak doğup yükselemediği ta şu karşı

Saksıdaki Adam

Ergin gözlerini saksından alamıyordu. Açan çiçek sanki hayatının açmayan anlarına denk geliyordu. Gözleri her ne kadar saksıda olsa bile gözlerinin

İş Üzerinde

Bir işini halletmesi için dışarı çıkması gerekiyordu. Ne işi olduğuna kanaat getirememişti. “Çıkmasam mı ki?” diye geçirdi içinden. Haftalardır evdeydi

Yarbay Remzi Bey

Hayat, ellerimizden usulca düşüyor… Kerim Kolat hikâyesi *** Günden güne eriyen yaşlı adamın hastalığı sabaha karşı iyice ağırlaşmıştı. Günün aydınlanmasıyla

İki Ekmek Aldım Eve Gidiyordum

Bakkaldan iki ekmek aldım. Eve doğru giderken pantolonu yamalı, üzerindeki kazağı da eski ve lekeli olan yirmi yaşlarında bir genç,

Bir Kâbustan Uyanmak

Kerim Kolat hikâyesi… *** Ayıldığımda, kendimi sararmış otlarla kaplı geniş bir bozkırda buldum. Etrafımda hiçbir canlı yoktu. Buraya nasıl geldiğim

Kurban

-Senem, bir kepçe daha koy kızım şu çorbadan. Pek güzel olmuş eline sağlık. Senem, bu ilkbahar habercisi soğuk ikindi, aralık

“Fotoğrafın Hikâyesi”

Mostar Dergisi Mart, 109. sayıda yer alan “Fotoğrafın Hikâyesi”ne gelen çalışmalar arasından birinciliğe değer bulunan Yunus Emre Çoban’ın  “Konuşan Ev, Çay

Dünyanın İşi

İbrahim Beyaz, nedir bu koşturmaca diye soruyor… *** Sabah işverenle haftalık toplantı vardı. Ümit ayakları geri geri gitse de toplantı

Kim Bu Kadın?

Sanki Samuel Beckett bize “Hep aradın ulaşamadın, yine ara, yine ulaşama, daha iyi ulaşama” der gibi. Neden mi? Cevabı öyküde…

Cüz Gülü

Birinci çocuk değirmen kurmuştu. Parmak kalınlığındaki suyu oluğa bağlamıştı. Su oluktan dökülürken çerçöp pervaneyi döndürüyor, pervaneden sıçrayan damlacıklar kirpiklerine dokunuyordu.

kübra, büşra ve merve

Mehmet Raşit Küçükkürtül’den küçürek bir öykü… *** bu şehrin caddelerinde ve sokaklarında yürürken duvarlarında büşra, kübra ve merve diye ağlayanlar

İda

Kapıyı zorladım zorladım, açılmadı. İçerde taşlıkta bir sürü çocuk. Yalın ayak, hepsinin yüzleri kirli, ikisi kız, ikisi oğlan. Kızların en