Yansıma
Saatler sonra hazırdı. “Anne, ben çıkıyorum.” “Allah zihin açıklığı versin kızım, dikkatli ol” Çantasını aldı ve son kez aynanın karşısına
Mahmut, evinin anahtarını vermek için neden ta çalıştığım ofise kadar geldi, anlamadım. Anahtarı kapının kilidine soktuğumda öylece gevelendi içinde.
Kenarda biriktirdiği çamaşırları alıp çıkarken, bebeğini uyandırmamak için dikkat ediyor, işleri bir an önce bitirmek için telaşlanıyordu. Küçük kızı perdeyi
Çok garip. Garip olan ne? Garip akımı abi. Çok garip bu adamlar. Üç, iki, bir, müzik… (Falanca kitabın filanca sayfasının
– Oğlum, sokak başına çıkın, kamyoncu şaşırıp başka yere gitmesin! Küçük oğlu babasını duyar duymaz tahta kapıyı açıp, avlu duvarının
Didem Madak’ın “Canımın acısıydın.” dizesi döküldü Sulhi’nin dudaklarından… Kadıköy sokakları acıyı iyi bilirdi. Hemen dizeyi alıp koynuna sakladı. Sakladı, çünkü
08:06 Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Ama sessiz olmalıyım. İşime bakmalıyım. Çığlıklar engelleyemediğim bir kusma hali gibi boğazıma diziliyor. Her
Eli uzanmadı. Uzanamayacağını biliyordu. İnsan yapamayacağını bildiği işlerde başarılı olmaya çalışmakta ısrarcı. İki metrelik gardırobun üzerindeki bavuluna uzanmak için ayak
İlk defa girdiği sokaklarda bunalıp balkona çıkanlara serenad yapar her gece Yusuf. Sokak lambaları tüm sokakları portakal rengine bürüyüp, son
Çoraplarımı çekiyorum her gece pijamalarımın üzerine. Kaç yıl oldu? Bir sayı eklemenin çok da önemi yok. Geriye dönüp baktığımda. Dibimde,
Evde oturan erken ölür. (Çingene Atasözü) Kapı sesinden ürker tüm yaşlı çingeneler. Kapısı olan her dört duvar, ya kafes ya
Alnımda biriken ter damlalarıyla sırada bekliyorum. Duvara montelenmiş numaratörden birkaç dakika aralıklarla çınlamalar yükseliyor. Soğuk ve katı. Her sesin ardından