Çirkin Bir Adamın Öylesine Hikâyesi

Ellerimi iki yanıma açarak bağırıyorum: “Hadi gelin, yok mu daha sizden, gelsenize, gelsenize ulan!” Dizlerim titremeye başlıyor. El ve ayak

Rambo Ramazan’ın Ölümü

Feyyaz Kandemir’e Vaktinden evvel olgunlaşanlar, vaktinden önce ölürler mi? Bu soru bir tanrı misafiri gibi zihnime otağını kurmuştu. Konargöçer değil

Beklenti

“İnsan, bir şeyi çok beklediğinde, o beklediği zamana acıyıp da bekliyor. ‘Bu kadar bekledim, belki gelir’ diye. Gelmesi, artık çok

Mentollü Şeker

08.30 Zrrrrr… Ertele? Kapat? Eyyvaahh! İş görüşmesi! Ulan Serkan ne vardı sanki bu gece geç yatacak. Al işte geç kaldın.

Cıncık Kırığı

Her işin bir evveli, bir başlangıcı olur da bizimkinin olmaz mı hiç! Olur elbet. Yaz biteli daha bir ay bile

Congar İhsan ve Kaoslu Gün Başlangıçları

“Evlat dedi bana bak. Kimse dokunulmaz değildir. Yasalarıma, kurallarıma karşı gelme, emirlerime itaat et, benim dilediğim gibi yaşa, sonra istersen

Kölelik Devrimi

Seyfi, köle ticareti haberini kanıksamış, yüzündeki acımayı andıran hüzün yeni yeni silinmeye başlamıştı ki bir haber sitesinde yarım sütun yayınlanan

Sıradan İnsanlar, İcat edilen Sıkıntılar ve Sırıtan Hakikatler

“Sıkıntının yurdu zihindir. Kaygılar ise insandan bağımsız yaşar.                                                             Onları ancak insan zihni bağımlı hale getirebilir.”                                                                                                                                   Tevatürcü Ayfer —

Karınca ile Yarışan İhtiyar

Vakit, güneşin tüm çıplaklığıyla kendini gösterdiği bir vakitti. Köpekler dilleri bir karış dışarıda geziyordu. Evvelden bu yana her zaman köpeklerden

Ben Bir Avukatım

Baş dönmelerim geçmemiş olsa da, kendimi şu zıkkımın dehlizlerinden çıkaralı çok olmuştu. Şezlongdan sırtımı ayırır ayırmaz gözlerim kararmaya başladı. Duvarlara

Büyük Lokma

Homurdanarak çalar saatini kapattı. Tekrar uyumayı denedi, uyuyamadı. İşe gitmesi gerektiğinin bilinci bütün azalarına sirayet etmişti. Gayri ihtiyari yatağından fırladı.

Geniş Zamanın Hikâyesi

Hasan Abi’nin, kargalar henüz kahvaltılarını yapmamışken ocağa koyduğu çayı her zaman leziz olur. İstanbul’un bir türlü İstanbul olamamış bu kenar

Çadır Eve İnen Hüzün Yağmuru

Gözyaşları hıçkırıklarına karışmış halde deliler gibi koşuyordu. Nefes alıp vermesi o kadar hızlıydı ki, minik kalbi sanki göğüs kafesinden fırlayacaktı.

Dua

“Ellerimi açıp huzurunda olduğumu düşünürken bakıyorum ki huzurundan çok uzaktayım. İsmini andığımda titremesini beklediğim ruhumun ve kalbimin umarsızlığından bıkmışım, dilim