Tarhana İçen Çocukların Sosyolojisi IX
Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir isimli eserinde “Ben Evliya Çelebi’yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu
Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir isimli eserinde “Ben Evliya Çelebi’yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu
İnsan, elde etmek istediği amaçlarla, bu amaçlara ulaşmak için başvurduğu araçlar arasında mekik dokuyan, nihayetinde ise elinde yalnızca araçların kaldığı
Saat neyi ölçer, diye bir soruya muhatap olsak vereceğimiz ilk cevap haliyle zamanı ölçer olacaktır. Ama bu cevap ne kadar
“İnsan değişir mi?” sorusuna “evet” cevabını versem de bu değişimin her insanda gerçekleşmediğini ve değişimi tetikleyecek bir takım olayların gerektiğini
İnsana lütfedilen hayatın ana özelliği mahdut olmasıdır. Evet, hayat sınırlı ve sonsuzluk ise insanın kızıl elmasıdır. İnsan, her ne kadar
“Kendini seçmek cesaret ister.” Böyle diyordu Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard. Her gün, sayısız seçimin içinde kendimizi buluruz. Ne içeceğimizden ne
16. asır Osmanlılar için birçok yönüyle zirveyi teşkil etse de sonradan büyük ihtilaflara dönüşecek tartışmaların fitili bu dönemde ateşlenir. Tartışmaya
Oruç, hiç gecikmeden, yolunu şaşırmadan, tam saatinde, dinç ve genç, tarihin dinamizmini de özünde gaybın bir üfleyişi gibi taşıyarak geldi.
Geleneğimiz, acı çekmenin kişinin gerçeği fark etmesini ve olgunlaşmasını sağladığını söyler. Hatta insanı, acılarının toplamı olarak tanımlar. Sorun şu ki
1. Bir süredir Şeyler romanının tahliliyle uğraşıyorum. Nesne ve özne arasında tuhaf bir ilişki kuruyor Georges Perec. Birçok nesneyi renk,
“Kelimeler… Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” (Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay) Edebiyat, tehlikeli midir? Daha doğrusu, tehlikeli bir yüzü var mıdır?
İfşa edebiyat değildir ve şuan edebiyatın ne olduğu umurumda bile değil. Görev bilinciyle başladığım bu yazının nereye varacağı konusunda da
Şiirden önce şair vardır, denilir. Bu söz modern şiir için doğrudur. Klasik dönemde ise eser sahibinden daha fazla eserin kendisi