Yazar ve Okur
Yazmak, varlıkla ilişkiye geçmektir. Yazar bu ilişkinin kurucusu olduğu kadar dönüştürücüsüdür de. Teknik bir işmiş gibi duran yazarlığın arkasında felsefi
Yazmak, varlıkla ilişkiye geçmektir. Yazar bu ilişkinin kurucusu olduğu kadar dönüştürücüsüdür de. Teknik bir işmiş gibi duran yazarlığın arkasında felsefi
İnsanı rutinleri ayakta tutar ya da yere serer. Yapmak ya da denemek kadar yapmamak ya da denememek de rutin haline
James M. Cain’in 1934’te yayımladığı romanının ismi The Postman Always Rings Twice. Yani Postacı Kapıyı İki Kere Çalar. Bu cümlenin,
“Bir yazarın ilk yapması gereken, her şeyi hatırlarken anılarını yazmaktır.” (Gabriel Garcia Marquez) Dedem bazen aynı hikayeyi gün içinde üç
İnsan emelleri ile hayata bağlanan, eceliyle ise bağlandığı hayattan kopmak zorunda kalan, bu sebeple emel ve ecel arasında nefes alan
Otoportreleriyle ünlü ressamların bundan dolayı bırakın küçümsendiklerini, eleştirildiklerini bile görmedim; kendini yazmasıyla bilinen yazarlara “kısır” damgası vurulurken! Hâlbuki bundan doğal
Lise yıllarıma dair en güzel anılarımdan biri edebiyat hocamızın düzenlediği şiir gecesiydi. Nasıl olduysa bana da bir şiir okuma görevi
Makarna kadar sosyal, her tabakaya hitap edebilen başka bir yemek var mıdır bilmiyorum. Hem herkesle yenilebilir hem aile yemeğidir hem
Her şeyin, anlamını yitirdiği bir boşlukta uyanan ben, havasına alışkın olmadığım bu atmosfersiz ortamda nasıl nefes alınacağını bile bilmeden, nasıl
Konuşurken, anlamın karşı tarafa geçebilmesi için kelimeler arasında hafif, cümleler arasında ise biraz daha belirgin boşluklar veririz. Bu boşluklar sayesinde
Haz çeşitlerini duyusal, akli, manevi, ahlaki, estetik, sosyal ve egosantrik (benlik) hazlar olarak sıralayabiliriz. Her hazzın ayrı bir değerinin olduğu
Bursa gerçek bir şehirdir. Ezelden tecelliye tâbidir. Sizi sımsıcak sarıverir. Kimseyi ayırmaz. Herkesi kucaklar. Yüreği tozlananlara koynundan çıkarıp mektup verir.
Açıklamaya kalkarsam büyüsü kaçar. Ruhum, metruk bir apartman dairesi… Günler, pılını pırtısını toplayıp odamdan çıktı. Sonrası, içimde açılan dipsiz bir
Seneca, yirmi asır önce zamanımızın kimi zaman elimizden zorla alındığını, kiminde sinsice çalındığını, kimi zaman da boşa akıp gittiğini söyler