her sabah gibi bir sabahtı

“Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Tivitır Şevket

Hamza abi evlendiğinden beri mahalleliye küsmüştüm. Başka bir semtte bulduğum işe yetişmek için sabahın köründe, ilk dolmuşla mahalleden çıkıyor; iş

İki Çay Daha

Biri yaklaşıyor. O mu acaba? Şalım düzgün mü? Hay Allah, saatim nasıl da takıldı püsküllere! Heyecandan elim ayağıma dolaştı. Sakin

İzler

Altı yıldır odamın penceresinden sokağımızı seyrediyorum. Erol amca her sabah nereye gidiyor, neden kırk dakika sonra dönüyor, biliyorum. Süheyla teyze

İki Çay

Yarım saatten fazla oldu. Hâlâ gelmedi beyefendi. Beni burada ağaç etti. Hasada yetişse bari. Sakin, sakin, sinirlenme… Sinirlenince kaşlarımın arasındaki

Egg’santrik

Sabah gün ağarmadan işe gitmek için yola çıkan mahalleli, birkaç dakikalığına da olsa Faik Usta’nın dükkânının önünde durmaktan kendilerini alamadı.

Alelacayip

…Eşyaları kullanmak zorunda olmak ne kötü!” diye düşündü Augusto, “Onları eskitmek zorunda olmak… Kullanılınca harap oluyorlar, bütün güzellikleri kayboluyor. Eşyaların

Mürekkep Düşünceler

 “Eğer bir serçe konarsa pencereme onun varlığına katılır ve kumu didiklerim.” John Keats Odamın duvarında bir çatlak peyda oldu. Önceleri

Hayaletin Biriyle Tam Bir Hafta

“Nefret ettiğim iki şey arasında seçim yapmak zorundayım; ya aklımın tiksindiği düşleri seçeceğim ya da duyularımı dehşete düşüren eylemi.” (Fernando

Misaldir, Meseldir, Masaldır, Öyledir

Dünya garip bir yer olmadan evvel, ama öyle az berideki evvel değil, çok çok evvel bir zaman içinde, böyle söylenmeli,

Sinek Uğultusu

Boyası yıllar önce dökülmeye başlamış ve bir daha da kimsenin yeniden boyamaya vakit bulamadığı bir eski zaman kapısından giriyorum. Birbirine

Ağaç Dalları Arasında Annelik

Uyumak için soktuğu başını kanatlarının arasından çıkardı. Gece güne dönüyor, her şey zifiri karanlıktan aydınlığa doğru yavaş yavaş yol alıyordu.

Cuma

Sakalları uzamış. Sadece bıyıklarını uzatırdı hâlbuki. Bir kutunun içinde sakladığı tıraş takımını isterdi ev ahalisinden. Her zamanki yerinde olmalıydı. Kapının

El Cóndor Pasa

I’d rather be a sparrow than a snail Yes, I would If I could I surely would  Kimseyle konuşmak, görüşmek