Buhar

Midesi bulandıkça aklı duruldu. Ne yemişti? Ne yemişti? Yavaş yavaş her şeyi hatırlamaya başladı. Tabiî ya! Haşlama patates. En korktuğu

Ev ya da Balonları Vurmak

Derin bir nefes daha… Adam üç saniye boyunca üflüyor nefesi. Bir düğüm atıyor ve ekliyor balonu diğer balonların yanına. Bu

Kuşlar Çocuklardan Korkar

Hayattan kaçıp serinlemek için girdiği nehirde boğulan pembe karınlı beyaz yanaklı Cava serçesinin hikâyesidir bu. Ona göre tüm suç; çatlak

Şehre Veda

Nasıl olmuştu da milyonları içinde barındıran bu koca kente dostum Salih sığmamıştı. Onunla bazen haftada bir, bazen de ayda bir

Çocukluğun Bodrum Katı

Kısacık boyuyla babasının elini tutmaya çalışıp, parmak uçlarında sürüklenen küçük bir kız çocuğu gibi, tepemdeki tutacaklardan birine asılmıştım. Olduğum vagon

Mavi Yağmurluk

Huzursuzluk gerçekte neydi? Uzun zamandır bu soru meşgul ediyor beni. Ölçütü, panzehri, sebebi vs… Bir şeyin yokluğu mu huzursuz bir

Tutkal Buğusu

Sürüsü, silah sesiyle dağılmış zayıf kırlangıç, göç hayallerini zengin bir şehrin gökyüzünde bıraktı. Sorsan niye göçtüğünü bilmiyordu, sadece böyle olması

Beş Meczup

Karanlık, şehrin üzerine çöreklenmişti. Gündüzleri canlı mezarlıklara dönüşmüş, ruhsuz, kemik yığını insanların doldurduğu cadde ve sokaklardan kaçıp uykuya dalan beş

Âlem-i Kozmetik

Geçen gün çarşıdan dönerken otobüste annemden yaşlıca bir teyze bilmiş bir eda ile dedi ki “Kızım sen hiç kendine bakmıyor

Ansızın

Aylardan ekim olmalıydı. Bunu, her sabah yürüdüğüm kaldırımların, o gün ıslak ve boş oluşundan hatırlıyorum yahut sabahın ilk saatlerini banklarda

Muhâcir Kızı

Güneşin bir mızrak boyu yaklaştığı, insanların yüzünde kıyamet tedirginliğinin yaşandığı, herkesin bir tarafa koşuşturduğu yaz günleri bitmiş, Eylül’e merhaba demiştim.

Mahallemizde Kanayan Yara: Klima ve Yaklaşan Eylül

Eylül geliyor Ayfer Abla. İyi gelsin, ne yapcam ben Eylül’ü? Yaz boyunca paranı denkleştirip de alamadığın klimayı bi dokuz ay

Otopsi

Otopsi odasında boylu boyunca yatıyordu. Üzeri beyaz bir çarşafla kapanmış, kefenden önceki son provasını yapıyordu bu örtüyle. Birazdan içeri doktor

İp

Adam bir koltuğa oturmuş, urgan kalınlığındaki ipi büyük bir şevk ile çekiyor, çekiyor, az sonra ucunu yakalayacağını (bulacağını) sanıyordu. İpin