Barınağın Fethi
Yıllardır bir rüyadayım sanıyorum. Yolun kenarında valizime yaslanmış aksi yönde giden arabaları seyrediyorum. Bir yere gitmek gibi bir derdim yok,
Yıllardır bir rüyadayım sanıyorum. Yolun kenarında valizime yaslanmış aksi yönde giden arabaları seyrediyorum. Bir yere gitmek gibi bir derdim yok,
Kaybolmamıştım. Hangi yenilgiden geldiğim belliydi de şimdi hangi kavganın yangınına koşacağımı bilmiyordum sadece. İnsan düşünce ilk ne yapar? Bir sigara
Yola çıkalı tam yedi saat geçmişti ama çocuğun ağlaması bir an olsun dinmemişti. Babası oğlunun gözyaşlarını siliyor, kendi gözyaşlarına ekliyordu.
İki ay boyunca âvâre bir meczup gibi dolaştı. Bedeninden ruhunun üçte ikisi çekilmiş, geride kalan biriyle de ayakta durmaya çalışıyordu.
Dilruba, takribi birkaç saat sonra ani bir kararla ilk tayyareye binip İstanbul’a göç etti. Vardığında celladına tebessüm etti. Vefa mahallesinde,
Emekli maaşımı çekmek için seçtiğim bir pazar ikindisi göz kenarlarımdaki kırışıklıklara birikmiş yılları üzerimden silkelemek için eve yürüyerek dönüyordum. Niyetim
pek muhterem kamuoyu, değerli türkiye cumhuriyeti vatandaş ve klonları, 2041’den beri türkiye sosyalist emekçi kloncu partisi üyesiyim. herkes bilsin isterim
Üçüncü ve Son Bölüm Tek-düze hayatımdan şikâyet ettiğimden değil, Osman’dan hâlâ haber yoktu. Odanın gidişatını etkileyen bir şey değildi bu,
2. Bölüm Yüzü duvara dönüktü. Elini yanağının altına almış uyuyordu. Ben de böyle uyurdum. Fakat şimdi, yıllar sonra karşıma çıkan
I. Bölüm Üniversite yılları pek çabuk geçince bir boşluğa düşmüştüm. İş bulma telaşı, kendi ayaklarının üstünde durmak sebebiyle oluşan varis,
Ne düne kafa yoruyordu, ne de yarına. Sadece en iyi bildiği işi yaptığını düşünüyordu. Kâğıt topluyordu Ekrem. Neredeyse sırtında taşıyordu
bahçedeki ağaçların papatyalandığı, yeniyetmelerin yüreği hafifleyip nefeslerinin tazelendiği günlerde “buhara gönüllüsü” veysi amca ahirete intikal etti. karısı süheylâ teyze iddet