Barınağın Fethi

Yıllardır bir rüyadayım sanıyorum. Yolun kenarında valizime yaslanmış aksi yönde giden arabaları seyrediyorum. Bir yere gitmek gibi bir derdim yok,

Tanışma: Kıvılcımın Cızırtısı

Kaybolmamıştım. Hangi yenilgiden geldiğim belliydi de şimdi hangi kavganın yangınına koşacağımı bilmiyordum sadece. İnsan düşünce ilk ne yapar? Bir sigara

Ölüm Kokmayan Çocuklar

Yola çıkalı tam yedi saat geçmişti ama çocuğun ağlaması bir an olsun dinmemişti. Babası oğlunun gözyaşlarını siliyor, kendi gözyaşlarına ekliyordu.

Büyülü Rânâ

İki ay boyunca âvâre bir meczup gibi dolaştı. Bedeninden ruhunun üçte ikisi çekilmiş, geride kalan biriyle de ayakta durmaya çalışıyordu.

Domates Fiyatları

Dilruba, takribi birkaç saat sonra ani bir kararla ilk tayyareye binip İstanbul’a göç etti. Vardığında celladına tebessüm etti. Vefa mahallesinde,

Karbonu Kalbinden Vur Gençliğim

Emekli maaşımı çekmek için seçtiğim bir pazar ikindisi göz kenarlarımdaki kırışıklıklara birikmiş yılları üzerimden silkelemek için eve yürüyerek dönüyordum. Niyetim

yakışan iftira

pek muhterem kamuoyu, değerli türkiye cumhuriyeti vatandaş ve klonları, 2041’den beri türkiye sosyalist emekçi kloncu partisi üyesiyim. herkes bilsin isterim

Kibrit Çöpünden Vapur İskeleleri

Üçüncü ve Son Bölüm  Tek-düze hayatımdan şikâyet ettiğimden değil, Osman’dan hâlâ haber yoktu. Odanın gidişatını etkileyen bir şey değildi bu,

Keşke

— Keşke… keşkee… keşkeee… keşkeeeee Üstünde yıpranmış elbiseler… Giyilmiş değil, üstüne bağlanmış, sarılmış çaput parçaları. Saçları uzun, iki yana taranmış

Kibrit Çöpünden Vapur İskeleleri

2. Bölüm Yüzü duvara dönüktü. Elini yanağının altına almış uyuyordu. Ben de böyle uyurdum. Fakat şimdi, yıllar sonra karşıma çıkan

Kibrit Çöpünden Vapur İskeleleri

I. Bölüm Üniversite yılları pek çabuk geçince bir boşluğa düşmüştüm. İş bulma telaşı, kendi ayaklarının üstünde durmak sebebiyle oluşan varis,

Yüz Elli Kilo Kâğıt Kaç Kestaneli Pasta Eder?

Ne düne kafa yoruyordu, ne de yarına. Sadece en iyi bildiği işi yaptığını düşünüyordu. Kâğıt topluyordu Ekrem. Neredeyse sırtında taşıyordu

Pil

Pili nadasa bıraktı. Her taraf ışıl ışıldı. Oh ne ala aydınlık. Güneş gözlüklerini çıkardı. Denize fırlattı. Deniz, gözlükleri tekrar kıyıya

iddet günleri

bahçedeki ağaçların papatyalandığı, yeniyetmelerin yüreği hafifleyip nefeslerinin tazelendiği günlerde “buhara gönüllüsü” veysi amca ahirete intikal etti. karısı süheylâ teyze iddet