üç şehrin şiiri
bekletip uzayın boşluğuna yıldızları çöllerin serabını konuşturuyordum bir yıldız yıldız olduğunu gözünde insanın nasıl kayganlaştığını söylüyor kürenin yani yumrusunda yerin
bekletip uzayın boşluğuna yıldızları çöllerin serabını konuşturuyordum bir yıldız yıldız olduğunu gözünde insanın nasıl kayganlaştığını söylüyor kürenin yani yumrusunda yerin
Kadim geleneğimizde anlatıcıların yeri toplum olarak önemsenmiştir. Onlar bize Hz. Ali cenklerini, Hayâtüs Sahâbe’yi, Dede Korkut Hikâyelerini, Zaloğlu Rüstemi, Ferhat
Pascal; “Bu sonsuz uzayın ebedi sessizliği beni ürkütüyor” derken o sessizlik bizi içimizden yakalar. Çoğumuz için artık bir şeyler için
Dünyayı tanıma ve anlamlandırma insana özgü bir niteliktir. İnsan, dünyayı tanımlarken onu kendi anlam dünyası için süzerek, anlaşılır hale getirir.
Bir arayış içerisinde kıvranan düşüncelerimizle yoğun yalnızlıklara bulaşıyoruz. Bunun insanlık tarihinde kayda değer hiç bir yanı olmayacak. Fakat bu yalnızlık,
Uzun yolları aklına giydiren insan, uzun düşünceler içerisinde ‘kendiliğini’ ortaya koymaya çalışırken aslında kendinden yoksun olarak bir ‘kendilik’ arayışına girişmiş
Bilal Can’a Yöneltilen Okuyucu Soruları 1. Bilal can, dost dost diye kaç kişiye sarıldı? Ömer Faruk Cevap 1: Bir çetele
Özgür Atasoy’a o şair acısıyla yaşayıp şiir yazamayanlardan beş yıllık bir pantolonun mazisini suratlarımızda yaşıyoruz ebleh suretlerimizden hüzün damlarken bu
Her gün sayısız olayla karşılaşır, sayısız kişinin bakışlarına maruz kalır ve sayısız düşünce içerisinden kendimizi sıyırmaya çalışırız. Sanki ayaklarımız altında
ı. suyun şimdi tereddütlü duruşunda birinci özneyim sesimin yankısında sesine iltica eden bir mülteci terke zorlanan yolculuk ertesi ya sesin
Toplumbilim veya sosyolojinin çıkışı konusunda tarihsel olarak farklı görüşler mevcuttur. Fakat genel olarak onun bir bilim dalı olarak anılmasını sağlayan,
Burası dünya ve artık dünyanın tüm enlem ve boylamları bizler için bir anlam ifade etmiyor. Dünyaya sürgün edilmiş bir uzaylı
beni bir dağlı kalbi gibi ıslak parmaklarım yontulmuş mermerler üzerinden geçiren serinlik yüzü eskimiş güzellik feraha kaç asır kaldı yorgunum
Bugünün dünden bir farkı vardıysa o da bugünün düne yaslanıp büyümesiydi. Dünden kalanlar ile bu günleri yaşamanın onulmaz, evet onulmaz