15 Maddede Cahit Zarifoğlu
1. Tam adı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan şair/ yazar, hayat hikâyesini Olcay Yazıcı ile yapmış olduğu bir sohbette şöyle anlatır:
1. Tam adı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan şair/ yazar, hayat hikâyesini Olcay Yazıcı ile yapmış olduğu bir sohbette şöyle anlatır:
1. Enis Batur, 28 Haziran 1952 yılında Eskişehir’de dünyaya gözlerini açtı. Babasının adı Muhsin, annesi Leman’dır. Muhsin Batur, askeri eğitiminden
-göze dairdir- Baktığın ile gördüğün senin midir? Bakan sen isen gören de sen misin? Yoksa bu ikisi sana oynanmış bir
xvı. Kentlerin ortaya çıkışını birçok nedene bağlayan kent bilimciler ile sosyal bilimciler arasında bir rekabet oluşmuş gibidir. Her iki tarafın
“nur yolunu tıkıyor yüzbir katlı gökdelen bir küçük iğne yok mu, şehrin kalbini delen?” Necip Fazıl Kısakürek Yoldaydım. Yol gidiyordu.
“Yaşadıkları metropolün günlük keşmekeşinde -mecazi ve gerçek anlamda- soyutlanmış olmalarıydı. Akşam çalıştıkları binanın (emniyetli) otoparkından arabalarına atlayıp (üye oldukları) spor
Bilal Can, Edebifikir okurları için yazdı. *** anakaradan kopan buz kütlesi gibi ekvatora ilerledikçe eriyoruz irlanda’ya gidelim irlanda’ya gidelim yeşersin
-kitaba dönmeye çağrı- Bazen fütursuzca yazarken buluyorum kendimi. Bu durum kelimelerle kurguladığım bir dünyanın varlığını ortaya koymaktan ibaret. Kelimelerle kurgulanan
-bu bir kuyuya çağrının sesidir- xcl. ufuk çizgisinin kaybolduğu o yerde kendine yakalanan insan hangi derin uykudan uyanmıştır? hangi kuyuya
Sosyoloji, modern toplumların bilimi olarak gözükse de kökleri çok eskilere dayanan ve kendini tarihsel bir zemine oturtan, tarihle yakın teması
sen bu ışığın bilinmeyen uğurusun uğur dediysem böcek yok siyah bir ırmaktan yıkanmış saçların portakal reçeli sürdüğüm ekmek ve dilimdeki eksilmiş
hayatım üzerine kiminle konuşabilirim?… (mustafa kutlu) levyelerden vidalardan sökülen ve söküldükçe yalnız bırakan tüm dünya nesneleri bu sandalye mesela şurada
“Yeryüzünde kaleme alınmış, edebî diye ilan edilmiş her kitap, bütün dünya edebiyatının oluşturduğu devasa ‘birleşimin’ bir zerresidir” Pascale Casanova LXVI