Hiçbir Esrar Yok Sessiz Göğümde Martı Çığlıklarından Başka

bir renk dileniyorum oysa mavidir göğün telaşı sessiz rakamlar geçiyor üst kesiminde düşüncelerimin akşam diyorum o lekeli camlar ardında gülümseyen

Kısas

X Bir kuyudaki suya nemli yosunlu duvarlar boyunca Ağır ağır sana inilir Kuyu-mezarlar en çok senin yaşadığın evlerde inşa edilir

Mızrak

Göğsüme gökyüzünden iner durur mızraklar, Geçmişlerin uzayından bir hâki yankıdır. Keser nefesimi aydınlandıkça o esrar, Dehşetli bir karanlık boğazımda bıçaktır.

Bir Portre

Engin sakin berrak bir denize Uçsuz bir kumsaldan ağır ağır Nasıl yürürse insan Sokrates öyle yürüdü ölüme Tilmizleri ağlaşırken O vasiyet

Zehir

Çocukken haftalar bana asırdı; Derken saat oldu, derken saniye… İlk düşünce, beni yokluk ısırdı; Sonum yokluk olsa bu varlık niye?

Durum

gıcırdatarak gök merdivenini soyunuruz yavaştan derin uykuya bir yandan dökülür bardağa zaman kimsesizlerin çatlağı şimdi yeryüzü herkes bir boşluktu, irin

Evlilik Şarkısı – Önsöz

Evliysen yüzünün yarısı hep tetiktedir bilesin Diğerinde gezinen hep bir güz havası Değişen bir adamsın eve her döndüğünde Karının dizlerinde

Modern Yol Türküsü

ben giderim, yaşını almış yollar bana yasını fısıldar bir köy güzeli görürüm yol kenarında çeşmeden damlayan kara bulutlar üşüşür içime,

Ben Meselesi – 14

Hayattan desteğimi çekersem çökerdi dünya Çöker miydi? İyilik aldırmazdı kötülerin yaptıklarına Aydınlıklar karanlıklar sahte yansımalar uyutur tutuşan dilimi Kırılmış yanlarından

Kalanlar

göğsümü yalayan gül alevinden silinmez izler kalır. gökte bulutla oynayan çocuk öksesine yıldız çakan melek kalır. akşam üstüler ki çöker

Seğirme

özleyişin kabarttığı kan inceltip inceltip çeperi soluğumu merdiven bilip tırmandı şah bir damara etimdeki kımıltı, gagasında kafes eriten kuşların söylediği

Delice Sözlerden Delilik Beğen

Bütün çiçeklerden özür dilerim. Bütün suç o başa düşen saksıdan mülhem değilmiş. Yazık bana bunu söylerken ne kadar da başkasıyım.

Ağlak Asuman

asuman, inceden hüzün çiseliyorsun ve ben bunun farkındayım asık suratınla seyrediyorken yeryüzünü ağlıyorsun sanki yalandan ağlıyorsun kaldırımların kenarından akıp giden

Muhatapsız

Okumayacaksın, anlamayacaksın, umrunda bile olmayacak Bu ne söylüyor, neden söylüyor diye sormayacaksın Çayını yudumlarken ya da uzanmışken boylu boyunca Bunun