Gayret; Hayr Et!

Edebifikir, genç şairlerin yanındadır… Furkan Said Altungök şiiri… *** İmar düşmüş feryâd-ı bir gönle tabip sen isen Ateşîn etmiş, viran

GBT

Biriktirdim kendimi yokluğun kanadığı yerden Harcamaya hazırım bana bir aşk gösterin Çabuk olun kalkmadan tedavülden Gölgem şahidi olsun bu alışverişin

Varlık

VI. ben sonsuzluğun levhasında biriktim ‘aşk’ dediler ……………….var’edildim azgın okyanusları yuttum, köpükleri yüzdüm geceyi susmanın kavında erittim kana susayan uykuları

Güzel Kızım Birazdan

Uyu güzel kızım uyu. Şimdi melekler gelir Anneler gelir, tekbirler gelir, ayetler gelir Bakma mezarlara, titreyip duran çarşılara Sokaklara bakma

Yaşamak Ezbere Yenilmektir Şimdi

ı. ölüm gibi derin ve engin bir kelimenin sonu mu olur kendimizden geçeriz kendimiziz kendimizden kendimizi geçiririz uzak deriz mesela

Bugün Allah İçin Ne Yaptım!

dökülmüş de bir su toplamaya çalıştım bahardı ses tellerim bağladım bir bağlamaya oturup uzun uzun ağlamaya yabani otları sökülen bahçeyi

Melek Küstü

dün ölüyü rüyasına yatırdılar ben görmedim toprağı ölüye bıraktılar çevrelenmiş bir arzu maldan mülkten ayrı kandırılmış bir gök üzerine yağmur

Hurufi Cehd

Hayat paslı bir yalnızlık, çöker kuytularımıza Şakağından öperiz biz hüzünlerin Devrik cümlelerin ortasından, Ve kentlerin en ücrasından, Ve kitabın ortasından,

Değişme

Bütün umut raylarımı söktüler Bir takımadamlar gölge gibi sessiz. Yıldızsız ve aysız bir gecede İçime katran ve zift döktüler. Geçti

Radde

ı. bir kuş tüylerini döküyorsa kaldırımlara şayet kötü lekeler çalıyorsa resimlere kalabalık bir ceninden doğacak çocuklarını besliyorsa çağı atlanan bir

Beyaz

Sokağın, rahatı evlerine geldi de odama uğramadı ilkyaz kar toplayan günün yüzünde yersiz bir sevinç gibi duran ayaz. Şimdi uzak

adisyona yazılan şiir

xı. serin tablalara parmak arası terlikler sesim yalımından ayıklanarak sıyrıldı ellerim yumruk tadında desenler bırakıyor duvarda portresini çizdiğim yenilginin salgın

Yaşatan

Ben halka bakınca gümüş tırnaklı kısraklar sırça kirpikli gelinler huylanır. Ben halka bakınca terlenirim yaslanırım tarlaların gölgesine, tozuna kirlenir gülkurusu

Rıh ve Rıhdan

sen yalnız abadi kâğıda inandın tuğrasız yazılara varı bilir yoğu bilmez misin kendine gitmek de kendinden kalmak da marifet borcundu