İntihar Mektubu

Şimdi ben ölsem benden başka kaç kişinin umurundadır bu Sokak sokak arabalar ve dükkan dükkan mallar parke taşları Sonra aklı

Beyaz At

Sönmüş kentleri dolaştım sessizce Boş meydanları, kirli sokakları Herkes kendi yankısının peşinde Karanlık avlularda oturdum İçimde vahşi tamtamları inlerken ölümün

Kadrajın Umudu

Günahtır düş kırmak Cemal Süreya şiirinden fırlamış Saçlar, eller ve boyun Sanki birazdan elma ısıracak Kadıköy’de çiğ düşmüş o elmalar

Tsunami

I. televizyonlar daha ince ve daha renkliydi şehirler daha gürültülü ve daha ışıklıydı -karanlıktı-  büyümüştüm hem misketi hem bilgisayarı görmüştüm

Lavinia

sana gitme demeyeceğim, otuz kuşun ardından, gülün mirâcı kuyuya düşmek; neredeyse yokuz ya da olsa olsa bir acıya kiracı sanki

Güzel Ev

Erdem Bayazıt için Bir zamanlar bu eve, beyler, Erdem gelirdi O gelince bu eve, neşe, gündem gelirdi Cahit gelir, Sait

Leyla’yı Kurşuna Dizmek

Aydoğan Sen bir ara şiir yazıyordun ne güzeldin Ben bir ara çocuktum ve annem Kalbim bembeyaz bir bulut Bilmezdim şırınga,

Sanrı

sudan çıkmış balıktır artık akşamlar mahkum bir göl kafesinde yitirdiğim bu kaçıncı incidir derinden fersah fersah sen tüm beyazlığıyla kırmızıya

Hugo Chavez

Bunlar adamı kanser yapar Hugo İsterler ki dünya babalarının malı gibi Sallanıp dursun önlerinde El pençe divan dursun Boynu bükük

Çok Uzak

Kar tanesi gibi dağın zirvesinde ölüm Ovalar gelirdi hatırıma sesinden önce Artık hatırlamıyorum Bilmiyorum ellerimi nereye koyacağımı Sahipsiz kalmış bir

Batı Korosu

Hızırla Kırk Saat adlı, kırk bölümlü şiirimi 1967 yılı mayıs ve haziran aylarında, Yenikapı’da, deniz kenarında, kayalıklar arasındaki bir kır

bilal can der ki;

biz aslında yokuz bu kadar karşılıklıyız şuan yani dilimize yani biz yani kendimiz yani işte öyle sen say ki bu

Ove

dünya kivi kokuyor, bir de kikirdiyor ki sorma al başını taşlara çarp ateşte bir ceylan elinde zaman tutuyor ne geri

kanık sar

hayattaki görevlerimi sordun çiviyi söktüm oku çıkardım dar sokaklara geniş motifli kaldırım boşluğu sordun tenini çıkardım tenimden insan kendine oyuk