Kan Damlayan Giysiler
1960 yılında Amerika’da satılan kıyafetlerin %95’i yine Amerika’da üretilmekte iken bugün bu oran %3’e kadar düşmüş durumda. Geri kalanı ise,
1960 yılında Amerika’da satılan kıyafetlerin %95’i yine Amerika’da üretilmekte iken bugün bu oran %3’e kadar düşmüş durumda. Geri kalanı ise,
Gördüğümde suyunu içmezsem küsecekmiş gibi duran çeşmelerden birinin başında hatıra fotoğrafı çekilmek için hazırlanmıştım. Kafamı sola çevirmiş bulundum. Gözlerim birkaç
(dör döküntü defteri – 22)tarikat ve cemaatler devlete bağlanınca kâfirler sevinecek mi? kâfirleri tanımlayalım: bugün içerisinde yaşamaya icbar edildiğimiz teknoloji
Mana, tüketilmeye değer bir haz ve heyecan verir insana. Ne buradaki insan, sıradan bir insandır ne de tüketmekten kasıt, geri
9 Ocak 1937’de Rus devrimci liderlerinden Troçki Meksika’ya doğru yol alırken 18 Şubat 1937 yılında İstanbul’da eşekle nakliyat yapmak yasaklanmıştı.
(dör döküntü defteri – 20) belki çin halk cumhuriyeti kadar yok ama türkiye’de de kamuya ait, devlete ait birçok yayınevi
Ne zamandır içimde biriken, biriktikçe dibi tutan, pelteye kesen bir derdim var. Nasıl etsem de toparlayıp söylesem diye mecra aradığım
Bahadır Dadak, hiç kimsenin yapamadığını yaptı. Sulhi Ceylan’ın hırslarına mağlup olup yazdığı reddiyeye cevap vermek yerine kalemi kalbine sapladı ve
(dör döküntü defteri – 18) size tavsiyem müslüman ülkelerinden gelmiş kardeşlerinizden biriyle, birkaçıyla tanışıp arkadaşlık kurmanızdır. muhakkak ki çevrenizde onlardan
(dör döküntü defteri – 17) sabit efendi: dün bir kadın cinayeti daha işlenmiş. haberi okumuş muydun? rasih bey: hayır, okumadım,
Ölüm düşüncesi sürekli gündemimizi işgal etse de, bir şekil kendini hatırlatmayı başarsa da Ludwig Wittgenstein, “Ölüm, yaşamla ilgili bir hadise
(dör döküntü defteri – 16) reaksiyoner tavrın, sağcılığın bünyesinde var olan en bariz “madde”lerden biri olduğundan ve bunun da zararından
(dör döküntü defteri – 15) mehmet emir kardeşim de malum mefhumun gündelik tezahürüne işaret ederek bir tespitte bulunmuş: babaannesinin televizyonda
(dör döküntü defteri – 14) geçen cuma günü dükkân’da ahmet ağabey, bana “sezai karakoç’tan ne istiyorsun aziz dost?” diye zarf