Dut Ağacı
Bir dut ağacının üzerindeyim yıllar sonra. Meyvesine uzandığım tüm ağaçların hatırına. Kim karıştırıyorsa içimi, birbirinin yerine geçen ama kesinlikle birbirine
Vedat, buyur sor kardeşim, dedi. Tam buyuracaktım annem buyurdu. Balkondan aşağı sarkmış, neredeyse düşecek. Yüzüme yediğim yumruğun verdiği sarsıntıdan tam
“İçinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmez.” (Hadis-i Şerif) Peşimdeler. Ellerimde kan. Beynim uyuşuyor. Nefes nefeseyim. Doğru düzgün nefes
1. Dün gece kendime mail attım. Gece iki sularıydı. Sular kesikti. Sakallarım uzamıştı. Kesmeye kıyamıyordum. Maili atmadan önce işimde gücümde
“2119 yılında dünya nasıl olacak?” dosyamızın üçüncü yazısını Ömer Can Coşkun yazdı: “Ölümsüzler” *** Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız. Cahit Zarifoğlu Şu
Nedenini bilmiyorum. Aslında biliyorum da neyse. Bu yaşımda ne anlarım ki zaten ben. Sus, otur, konuşma emirlerinin ve buna benzer
Açık bırakılmış demir kapıya kadar gittin. Öncesini hatırlayamıyorum. İlk adımınla beraber etkisi giderek büyüyen bir duygunun içinde, evveli ile ilgili
08:06 Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Ama sessiz olmalıyım. İşime bakmalıyım. Çığlıklar engelleyemediğim bir kusma hali gibi boğazıma diziliyor. Her
Eli uzanmadı. Uzanamayacağını biliyordu. İnsan yapamayacağını bildiği işlerde başarılı olmaya çalışmakta ısrarcı. İki metrelik gardırobun üzerindeki bavuluna uzanmak için ayak
Çoraplarımı çekiyorum her gece pijamalarımın üzerine. Kaç yıl oldu? Bir sayı eklemenin çok da önemi yok. Geriye dönüp baktığımda. Dibimde,
Ömür geçiyor. Hem de hızla. Bunu fark etmek için bir küçüklük fotoğraflarınıza bakmanız bir de büyüklerinizin yüzlerine bakmanız kâfi. Bunu
— Merhaba Amca, biz televizyondan geliyoruz, seninle biraz sohbet etsek, röportaj yapsak, olur mu? — Biliyordum bir gün beni deli