bedelli annelik vatana ihanettir!
(dör döküntü defteri – 17) sabit efendi: dün bir kadın cinayeti daha işlenmiş. haberi okumuş muydun? rasih bey: hayır, okumadım,
(dör döküntü defteri – 17) sabit efendi: dün bir kadın cinayeti daha işlenmiş. haberi okumuş muydun? rasih bey: hayır, okumadım,
(dör döküntü defteri – 16) reaksiyoner tavrın, sağcılığın bünyesinde var olan en bariz “madde”lerden biri olduğundan ve bunun da zararından
(dör döküntü defteri – 15) mehmet emir kardeşim de malum mefhumun gündelik tezahürüne işaret ederek bir tespitte bulunmuş: babaannesinin televizyonda
(dör döküntü defteri – 14) geçen cuma günü dükkân’da ahmet ağabey, bana “sezai karakoç’tan ne istiyorsun aziz dost?” diye zarf
sezai karakoç, diriliş dergisinin haftalık neşredildiği yedinci döneminde 133 sayı boyunca hatıralar yazdı. bu hatıraların yazılış tarihi 1988-1992 yıllarına denk
(dör döküntü defteri – 12) evet, sağcıdır. bunun tavzihini yapalım. ancak evvela sebeb-i telif kabilinden birkaç cümle kurmakta fayda var.
(dör düküntü defteri – 11) sağcı değilim. muhafazakar da. bu ikisiyle sıfatlanmaktan hak teâlâ’ya sığınırım. size tavsiyem, siz de bu
(dör döküntü defteri – 10) futbolla ilgilenmiyorum. kâğıt oyunlarını, okeyi filan bilmem. bilgisayar oyunlarına, televizyon dizilerine rağbetim yoktur. müzik çok
abdulkadir bey, edebifikir’deki “abi senin arabanın radyosu niye yok?” yazısı için derç ettiğiniz 23 mayıs 2018 tarihli yorumunuzu okudum biraz
(dör döküntü defteri – 8) muhterem ağabeyim sulhi ceylân, mugaddi, kıymetli mektubunu okudum. seni yeni bir cevabî mektuba daha sevk
(dör döküntü defteri – 7) muhterem sulhi abi, mehmet erikli kadar olmasa da, senin de birtakım gizemli kalmış yönlerinin olduğunu
(dör döküntü defteri – 4) kıymetli aydoğan abi, sana bir hediye göndermek için mehmet erikli’den defalarca açık adresini istedim. niyetim
(dör döküntü defteri – 3) taşramızın her devirde yenileri eklenen, eskimeyen sohbet konuları olduğu gibi zamanın umuruna göre değişen konuları
(dör döküntü defteri – 2) – senin cin fikirliliklerine, uçarı yorumlarına alıştım ama bu kadarı da fazla! – ne varmış