ağrıma giden şiir
Bakışıklığımızın huylandırmasıyla yağan yağmur yıkayınca alnımın toprağa bulanmamış kamburluğunu anladım ki dünya kol kola gezilecek genişlikte değil Suyun ölümü hatırlatması
Bakışıklığımızın huylandırmasıyla yağan yağmur yıkayınca alnımın toprağa bulanmamış kamburluğunu anladım ki dünya kol kola gezilecek genişlikte değil Suyun ölümü hatırlatması
beni bir dağlı kalbi gibi ıslak parmaklarım yontulmuş mermerler üzerinden geçiren serinlik yüzü eskimiş güzellik feraha kaç asır kaldı yorgunum
bir ilkbaharı neden yapraklarından vurmalıyız bunu düşün bir resim çizdik parmaklarımızla ve yeryüzünün bütün siyahlarını kullandık birileri ölü evinde yasçı,
İnsan yaralı bir hayvan gibi Uluorta dolanabilir Yaralanabilir insan defalarca Ve bağlacı batabilir Gece sona ererken Hiçbir şey açığa çıkmayabilir
çünkü yaşamak gibi bir şeydi yaptığı anasız bir tay gibi coşkun ve hüzünlü akşamın dinginliğini otluyordu o zaman her sabah
Ellerimi öldürmekten başlamalı bu şarkı sayın dinleyiciler Elleriyle bir çocuk sevmeyenin yaşama hakkı yoktur Matematik ve siyasetle kurşunlanmalı mesela guantanamo
yol uzardı belki de bir yol şiiri istemeyecektim ilk kelimem o olmasaydı imparatorlukların çöktüğünü tarih kitaplarından görünce güne giden kadınların
ellerine gül tutuşturulmuş yağmurlar yüzünün kıyısında dolanırken bir ağaç dalı döner kıblene ve sen her bakışınla göğü maviye boyarsın ben
ve bilemezsin ağıt yakan hangi kemik karınca otağı toprakta uykuya kurulan cesetlerden. ve göğün yanan eli tutmaktan güneşi, altında çiçeğe
açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda
sözlerime yürekleri kanırtan bir acı dokunurdu bembeyaz bazı elleri kanatan pıtraklar heybeme nicelerini kattım mevsimlerin ellerine bir taş bıraktım bilirsin
Üç kez seni seviyorum diye uyandım Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum. Sabahın bir yerinden
iflah olmaz bir yorgunluk çöküyor üzerimize milyon kere ne gündüz, ne akşam, ne kuşluk apaçık, terk-i terk ede ede apaçık