Yalnızlık Senfonisinden Hıçkırışlar

Nihat İlhan aylar sonra aramıza geri döndü, ellerinde yalnızlık senfonisi… *** “Canım sıkılıyor” dedi. “Yüzyılın yalnızlığını sanki üstümde taşıyorum. Bileklerimde

Hayatın Banalleşen Terminolojisine Aduket! Vol. 5

Abdullah Karaca’dan ince dokunuşlar… *** Göz neydi? Kalbe açılan uçurum… Şüphe neydi? Ayakkabı içindeki çakıl taşı… Özgürlük neydi? Teslim olmak…

Acemi Yolcu

Muhammet Emin Oyar yolculuğun satır aralarını yazdı. ***  “Yol bitmez Yürü, yürü, yürü Yol bitmez Yarın yine olur bugün…” Yol

Yol Nereye Gider

Abdullah Karaca, yazısına Bitlis’e gitme fikri ile başlıyor ama bir anda kendimizi âlemin ortasında aciz bir varlık olarak buluyoruz. Abdullah’ın

Aynı Odada

Abdullah Karaca imkânsız kıyılarda imkân arıyor. *** Susuyordu Ben konuşuyordum O gözlerini ağırlaştırıyordu Sesim bir karga uğultusuna dönüşmüştü Odanın içi

Leyla İstanbul’a Gelirse…

Ah Leyla, sen neler ettin bize! *** (İstanbul Günlükleri 3) Sen bu şehre gelirsen Leyla, rüzgâr durur, yağmur diner, gürültü

Akif’e Hasretimiz

Peyami Safa’nın 23 Haziran 1936 tarihli Cumhuriyet’teki yazısı…  Akif’in şiiri, içinde bir güneş hulasası taşıyan pırlanta kırıntısı gibi ancak üstünde

Hangi İnsan İnsandır?

Raşit Ulaş Çetinkaya son bir ümitle haykırdı… *** I. Bilmediğim bir tepenin zirvesindeyim! Sesimin daha uzağa gitmesi için iki elimi

Talep Çölünde Bir Susuz

Karanlık ve mesafe… *** Bazen anlam, sözcüğe ağır gelir. Kelimelerim ki sana dair… Alfabeye harf ekliyorum. Varlığım varlığının önünde hiçlik

Hayatın Banalleşen Terminolojisine Aduket! Vol. 4

Abdulllah Karaca, Leyla’nın köyünün köpeklerini dahi seviyor. *** Ceza neydi? Sevgilinin yüzünü çevirmesi… Müebbet neydi? Yüzünü bir daha dönmemesi… Kıymet

Öğrenci – Makarna – İtalya

Malumunuz Muhammet Emin Oyar öğrenci olması hasebiyle bol bol makarna yiyor. Dayanamayıp makarnanın memleketi olan İtalya’ya gitmesinin sebebi ise Edebifikir’i

Eylül

Yusuf Duru, umudu haykırıyor. Sahi umuttan başka neyimiz var? *** Bir eylül gününde “Yesrib gülüşlü” bir güzele vurulduğumuz, Can pazarına

Kalemtıraş

Manevi kıymeti hiçbir şeyle ölçülemeyen eski kamış kalemleri kesmek için kullanılan, uzunca saplı, nispeten küçük ve kısa ağızlı bir nevi

Hayatın Banalleşen Terminolojisine Aduket! Vol. 3

Abdullah Karaca salvolarına devam ediyor. Kendisine şunu hatırlatıyoruz: Sahip olamadığın şeyi terk edemezsin! *** Çocuk neydi? Yeryüzü meleği… Rüya neydi?