
“Muhalif Olmak” dosyamızın dokuzuncu yazısını Muhammed Furkan Kâhya yazdı.
***
Muhalif olmak, dünyanın kontrol edilemezliği karşısında yenilgiden hemen önce ya da sonra kendiliğinden ortaya çıkan bir fenomendir. İnsanlar dünyayı anlamlandırma arayışları esnasında ilkelere tutunur. Kendi iç dünyalarında vazgeçilemez olarak gördükleri ve sarıldıkları ilkelerden sapma olarak kabul ettikleri her olay, durum ya da olgunun karşısında dururlar. Bu bakımdan muhaliflik, standart sapmalara karşı gösterilen tepkidir. Doğal oluşu buradan gelir. Muhaliflik bir süreç değil durumdur, doğası gereği özneldir ve rasyonel temeller üzerine oturtulması her zaman mümkün değildir. Kişi ya muhaliftir ya da değildir. İnsan muhalif olduğu durumları seçemez, benimsenen ilkeler kişinin muhalif olup olmadığını belirler. Muhaliflik tene bir kez sinince ondan ayrılmayan bir kokudur. Ne yapsanız üzerinizden çıkmaz. Uyumsuzluk, huzursuzluk ve daha iyinin peşinde olmak bu fenomene içkindir. Muhalifler yılkı atlarına çok benzer. İlk bakışta kışı atlatmaları çok mümkün gözükmez ancak kışı atlattıkları takdirde tekrar gem vurmak mümkün değildir. Yelelerinin arasından esecek rüzgârı hiçbir koşuma değişmezler.
Skolyoz ya da kifozları olanlarda muhaliflik sakil durur. Bol tükürüklü övgüler ve el acıtan alkışlar olmadan kendilerini var olmamış sayanlar muhalif olamaz. Hele seküler dünyada tuttukları köşe başlarında kendi isimlerini haftalık ayinlerde yüksek sesle zikretmeyen herkesi mürtet ilan edenlerden kesinlikle olmaz. Kişisel husumetlerinden kaynaklı fikir ayrılıklarını prensiplerde ayrışma olarak lanse edip kendisine renk renk desen desen muhaliflik elbisesi biçenler cemaziyelevvellerinin bilindiğini unutanlardır. Muhalif olmak en başta ilkelere sıkı sıkı sarılmakla olur. Bu yüzden her atmosferde çiçek açabilenler, her iklimde dallanıp budaklanabilenler, vitrinde şirin baba mahzende gargamel olanlar ve uzanamadığı yerleri kaşımaya çalışmaktan vazgeçince kaşıntısı aniden geçiverenler muhalif olamazlar. Muhaliflik biraz da tecelliye tâbi olmaktır. Beklenti ağacının gölgesinde serinlemeyi adet edinmişlerden, muhkem cihannümalarda her çeşit konjonktür penceresinde pozisyon temrinleri yapanlardan, yaslandıkları duvarların rengine göre terzilerine gömlek, pantolon, kravat siparişi verenlerden muhalif olmaz. Muhalif olmak delikanlı olmayı içinde barındırır. Gerekirse kitabı ortadan açmayı bilmeyenlerden ve tûl-i emel kaygısı gütmeden selam dahi vermeyenlerden ve hiç değilse kedi kadar müdanasız olmayanlardan muhalif olmaz.
“Ekşi Elmalar” adlı bir filmde, başrol karakter olan belediye başkanı bahçesindeki ekşi elmaları tatlıya dönmeleri için aşılatmıştı. Bir ağaç hariç tüm ağaçlar tatlıya döndüğü halde aşı tutmayan tek ekşi elmayı kestirmişti. Muhaliflik söz konusu örneğe benzer şekilde bütüne tam anlamıyla uymayan herkesin ve her şeyin dışlandığı dışlayıcı bütünleşme eğiliminden aridir. Muhalifler kimlikleriyle değil kişilikleriyle ön plana çıkar. Her zaman grubun dışarısında, öteki ve yabancıdır. Grup kimliğini benimsemediği ve grubun üzerine uzlaştığı her unsuru kabul etmediği için dışarıda kalmaktadır. Muhalif olmak, hatta sadece farklı düşünmek, Türkiye’de muhaliflerden ahlaki olmayan davranışları sergilemesini beklemek için yeterli kabul ediliyor. Muhaliflik, ayrışılan hususlar göz önüne alınmadan doğrudan ahlaki yoksunluğun bir karinesi olarak görülüyor. Hâlbuki muhalifliğin oturup karşılıklı konuşulmadıkça anlaşılmayacak birçok tarafı olabilir. Muhaliflik sanıldığı gibi ahlaki ya da ahlak dışı bir tutum değildir. Kişilerin benimsedikleri ilkeler ahlaki olmak zorunda da değildir. Muhaliflik doğal bir fenomendir ve kategorik olarak iyi-kötü, doğru-yanlış, faydalı-zararlı gibi ayrımların içine oturtulamaz.
Muhalif olmak, birleştirici değil ayrıştırıcı fenomendir ve muhaliflerin aynı safta yer alıp aynı mevzileri tahkim edeceği düşünülmemelidir. Süregelene karşı duranların karşı durma kaygıları değişebilir ve bu yüzden aynı eşikte bir araya gelmeleri her zaman mümkün olmayabilir. Her muhalefetin başka bir doğru önerme ihtimali, olması gerekenden sapmaların düzeltilmesi için önemli birer fırsat ve tekliftir. Muhalifliğin en büyük dezavantajlarından bir tanesi, muhaliflerle temas halinde olanların, ilişki esnasında ayrıldıkları noktaları merkeze alarak davranmalarıdır. İletişimi zayıflatan ve belki de kurulabilecek bağlantıların kurulmasını engelleyen bu yaklaşım muhaliflerle taraftarların arasındaki mesafenin artmasına sebep olmaktadır. Düşünceyi ifade edebilme imkânı ile muhaliflik arasındaki çoğunlukla ters orantılıdır. Farklılıklara dair konuşabilme imkânı sert kopuşların ve sosyal yarılmaların önüne geçmek bakımından önemli bir araçtır. Muhalif olmak, her an bedel ödemeye hazır olmakla eşdeğerdir. Muhalifler, karşı durdukları otoritenin örneğin bir özelliğine muhalif oldukları takdirde, otorite muhalifleri kendisine topyekûn muhalif olarak görüp varlığının devamlılığı için tehlike olarak görmekte. Otoriteler bu yüzden eleştirilmeyi sevmiyor ve kendisinin yanında olmayıp onu yüksek sesle övmeyenleri tehlike olarak görüp kendisine saygısızlık etmiş kabul ediyor. Muhaliflik bu bakımdan herkesin kaldıramayacağı türden bir sürekli tetikte olma hali olarak tarif edilebilir.
Muhalif olmak, düzeltici yönü göz önüne alınmayan ve çoğunlukla yıkıcı olarak kabul edilen bir fenomen. Günümüzde bilginin kurumsal temsilcisi olarak kabul edilen kurumlar olan üniversitelerde muhalifliğin doğal bir fenomen olduğundan bahsedilmediği gibi eleştirel analiz yapmaya yönelik dersler verilmiyor. Bu yöndeki bir eksikliğin tespiti bir yana bu boşluktan faydalanılan bir iklim söz konusu. Ensesinde muhaliflik yaftasını hisseden insanlara vardır bir hikmeti diyerek kolayca boyun eğdirilmesi bunun en büyük sebeplerinden biri olabilir. Sürekli göze girmeye çalışmak gibi suni gündemler yerine kendi gerçek gündemleriyle meşgul olan insanların hizaya getirilmeye çalışıldığı bir atmosferde gerçeklerin konuşulma ihtimali artma eğilimi göstermez. Muhalifliğin kendi içerisinde tutarlı olması gerektiği ve insicamsızlığı kaldırmayacağı açıktır. Kendisinden ve hayatından memnun olmayanların aykırılıkları muhaliflik olarak kabul edilemez. İlkelerden yoksun aykırı duruşu muhalefet olarak yutturmaya çalışanlardan muhalif olmaz. Bu yüzden günün sonunda şu cümleyi kurmak gerekir; Muhaliflik omurga eğriliklerini kaldırmaz.
Muhammed Furkan Kâhya
DOSYA YAZILARI
1. İsmet Özel’in “Osmanlı” Muhalefeti: “Osman’dan Vahdettin’e Bir İhanet Kültürü”
2. Muhalif Olmanın Özünde Hz. İbrahim’ce Düşünmek
3. Simülasyonun Gerçekliği Yutması ve Matrix’in Muhalif Çığlığı
4. Yunus Emre’nin Muhalif Olduğu İnsan Tipleri
5. Çirkinin Estetiği: Sanatta Güzele Muhalefet Mümkün mü?
6. Bir Muhalefet Biçimi Olarak Varoluşçuluk ve Sartre’ın Herostratus’unda Muhalif Tavır
7. Muhalif Tedâîler
8. Düşünde Mecnun Taşır İnsan, İçinde Firavun
9. Vitrinde Şirin Baba Mahzende Gargamel

