Ruhumu Beklerken

Sen şimdi git, çünkü hep bende kalacaksın! Yolun düşerse Beşiktaş’a, Yahya Efendi hazretlerinin türbesine uğra. Elini bağla, başını eğ, içeri

Eski Bir Dosttan Gelen Mektup

Mektubunu aldım. Sevindim. Fakat hemen akabinde kızdım. Daha doğrusu kızgınlığımı hatırladım. Duygular hatırlanır mı? Ben hatırlarım! Biliyorsun. Kızdım, çünkü habersiz

Arayış

“Mecnun öldü! Hurma ağaçlarının gölgesinde. Birikmiş bir su başında. Mecnun öldü. Gencecik yaşında. Her sabah, yüzünde kadınlığın ilk uyanışı, çocukluğun

Topraktan Vatana

İkindi sonrası, oturduğu kapı eşiğinde dalıp gitmişti ana. Artık yalnız değildi, gönlü hep bir acıyla, gözü hep bir hayalle doluydu.

Ölüm Var!

“Ölüm vaaaaaaaarr! Ölüm var ölüüüüüümm!” Bu nida en son üç gün önce yankılanmıştı kasabanın sokaklarında. Meczup Halil, her gün sabah namazı

O Belde

Ben, abim, yani Rimbaud, ablam yani Ingeborg, Ingeborg Bachmann, bir de küçük kız kardeşim Didem, Didem Madak… Güneyde, çok güneyde,

Sağır!

Dalından kopan elma çiçeği, bir tüy gibi boşlukta salınarak yere kondu. Yedinci katın balkonundan bakan dilsiz bir çocuk sevinçle el

Kuyu

“Çocuk, babasının sırrıdır.” Yandım! Annemin kuyudan çekip testiye doldurduğu suyu, doya doya içtikten sonra başıma döktüm. Dedem Yürek Yakub, uzakta,

İnzivâ

“Denizler dağların döl yataklarıdır.” Babamın sözü. Hatırlıyorum. Sen hatırlıyor musun bilmiyorum: Yalının bahçesinde oynarken, Meryem’le ayakkabılarını alıp kaçmıştık. Sen yalın

Nefis Terbiyesi

Bundan kırk küsur sene evvel, askerden yeni gelmiş, henüz bir iş tutmamış, evlenmemiştim… Arkadaşlarla -bir iki gündür gidip geldiğim- mahallenin

Viyanadan Dönmeyen Türk

“Cân-ı cânân-ı güzîn aşkınaSer-î serdâr-ı azîm aşkınaHayy’dır Allah!” Daldı Mihail. Daldı yine derinlere. Hangi gazavâtı dinlerken dalıp gitmedi ki uzaklara…

Çiçekli Gelinlik

“Çiçekli gelinlik” dedi, Mahsun kendi kendine. Ormanların ve dağların içinde kalan bu tepe, tersine dönmüş bir huniye benziyordu. Zirvesindeki kaya

İmdat!

Asâ düştü. Uzun zamandır uykuda olan çoban duyduğu “İmdaaat!” çığlığıyla gözlerini açtı ve yerde, yanı başında duran asâsını gördü. Elini

Ankara Beni Bulsun!

Ben de, silme çiçekle dolu edebiyat bahçesinde kendime bir yer aradım. İstedim ki kıyıda köşede bir yerde -öyle çok gösterişli