Sakladıklarım
Bir yüzün çizgilerine neler saklamadım ki; İblisin attığı taşı –ilk bunu söylemeliyim. Sorgu meleklerinin suallerini. Aşk denilen kendini unutma temrinlerini.
Bir yüzün çizgilerine neler saklamadım ki; İblisin attığı taşı –ilk bunu söylemeliyim. Sorgu meleklerinin suallerini. Aşk denilen kendini unutma temrinlerini.
Konuşurken, anlamın karşı tarafa geçebilmesi için kelimeler arasında hafif, cümleler arasında ise biraz daha belirgin boşluklar veririz. Bu boşluklar sayesinde
Haz çeşitlerini duyusal, akli, manevi, ahlaki, estetik, sosyal ve egosantrik (benlik) hazlar olarak sıralayabiliriz. Her hazzın ayrı bir değerinin olduğu
Açıklamaya kalkarsam büyüsü kaçar. Ruhum, metruk bir apartman dairesi… Günler, pılını pırtısını toplayıp odamdan çıktı. Sonrası, içimde açılan dipsiz bir
-çünkü insanız- Sessizliğe dönelim… O sessiz filme… Anne karnına… Mutluluk, güven ve var olma coşkusu Ve bilinmeyenin çekiciliğine… Ölülerimle baş
Bildiğin gibiyim, Sürekli kendimle karşılaşıyorum Sanki bir başkasıymışım gibi. Yüreğimde, yürümeyen kan Ve tecrübe edildikçe çoğalan yanılgının hazzı. Boşluk icat
İnsan, elde etmek istediği amaçlarla, bu amaçlara ulaşmak için başvurduğu araçlar arasında mekik dokuyan, nihayetinde ise elinde yalnızca araçların kaldığı
Saat neyi ölçer, diye bir soruya muhatap olsak vereceğimiz ilk cevap haliyle zamanı ölçer olacaktır. Ama bu cevap ne kadar
“İnsan değişir mi?” sorusuna “evet” cevabını versem de bu değişimin her insanda gerçekleşmediğini ve değişimi tetikleyecek bir takım olayların gerektiğini
Tasavvuf Konulu Romanlar dosyamızın on dördüncü yazısını Sulhi Ceylan yazdı: “Âmâk-ı Hayal: Kalbin Seferi” *** Yunus Emre “Her dem yeni doğarız,
İnsana lütfedilen hayatın ana özelliği mahdut olmasıdır. Evet, hayat sınırlı ve sonsuzluk ise insanın kızıl elmasıdır. İnsan, her ne kadar
“Allah’ı unutan; bu yüzden (Allah’ın da) onlara kendilerini (özlerini) unutturduğu kimseler gibi olmayın!” (Haşr, 19) *** 1. İnsan unutan bir
“Kendini seçmek cesaret ister.” Böyle diyordu Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard. Her gün, sayısız seçimin içinde kendimizi buluruz. Ne içeceğimizden ne
Neysem oyum, fazlası değil, toprağımın azlığı! Islandıkça parmak uçlarımdan akıp giden… Seçilmiş bir yalnızlık, kaburgamdaki ezeli sızı, Bir baykuş karanlığı