15 Temmuz Gecesi Ne Yaptınız?
Ağlamak Rahatlatmıyor, Öfkelendiriyordu! Bilgisayar başında işlerimi yapıyordum. Sözlükte bir başlık gördüm “15 Temmuz 2016 darbe girişimi iddiaları” diye… Birileri milleti
Ağlamak Rahatlatmıyor, Öfkelendiriyordu! Bilgisayar başında işlerimi yapıyordum. Sözlükte bir başlık gördüm “15 Temmuz 2016 darbe girişimi iddiaları” diye… Birileri milleti
Çok kararsızdım ve zaman hızla ilerliyordu. Beni kendi dinginliğinde boğmayı yüzyıllık yemin bellemiş bir bilmecenin orta yerinde bulunamayan o harfin
Çiçek tarhlarının üzerinden geçtiğim bulutlu bir günün ertesiydi. İnsanların yaşamaktan vazgeçtiği şehrin binaları küskün, suları duru, otları yabaniydi. Evcilleştirilmekten kurtulmuş
İbrahim Halil Aslan, Edebifikir İhtiyat Heyeti tarafından yazılan “İçimizdeki İrlandalı Kim?” yazısına cevap yazarak farkında olmadan sorumuzun cevabını da vermiş
Kaybolmamıştım. Hangi yenilgiden geldiğim belliydi de şimdi hangi kavganın yangınına koşacağımı bilmiyordum sadece. İnsan düşünce ilk ne yapar? Bir sigara
Emekli maaşımı çekmek için seçtiğim bir pazar ikindisi göz kenarlarımdaki kırışıklıklara birikmiş yılları üzerimden silkelemek için eve yürüyerek dönüyordum. Niyetim
Kütüphanede dolanırken çoğunlukla adı pek duyulmamış, arada kalmış kitapları ve en azından benim için pek bilinmedik yazarları keşfetmeye çalışırım. Yine
Huzursuzluk gerçekte neydi? Uzun zamandır bu soru meşgul ediyor beni. Ölçütü, panzehri, sebebi vs… Bir şeyin yokluğu mu huzursuz bir
Sürüsü, silah sesiyle dağılmış zayıf kırlangıç, göç hayallerini zengin bir şehrin gökyüzünde bıraktı. Sorsan niye göçtüğünü bilmiyordu, sadece böyle olması
İbrahim Halil Aslan’a Yöneltilen Okuyucu Soruları 1. a) Gecenin 00.30’unda neden bizi Facebook’tan ‘düğünümüze bekleriz’ etkinliğine davet ediyorsun? b) Mutlu
Rahman ve Rahim, din gününün sahibi olan, ancak kendisine ibadet ettiğimiz ve ancak kendisinden yardım dilediğimiz, dilediğini doğru yola ileten
İlkokulda tuttuğum günlükleri saymazsak yazma serüvenim orta birdeyken okul dergisinde yayınlanan bir öykümle başladı. Ete kemiğe bürünmesi ise Edebifikir vesilesiyle
Aliya İzzetbegoviç’in meşhur bir sözü var ki; insanlık aklı bir bilyenin içine sığacak kadar yoğunlaşırsa ancak o zaman haklılığına bir
Saat altıya yaklaşıyor ve ben boğaz köprüsünün üzerinde burnumun yapıştığı camdan Topkapı sarayını izlerken metrobüse dolan ter kokusunu çekiyorum ciğerlerime.