Olamadıklarımız Üzerine Bir Mektup

“Hayatımızda durup dinlenmelik alan açtığı için ‘Yazıcı’ya sonsuz teşekkürlerle…” Merhaba, “İsimle Ateş Arasında” adlı kitabınızı iki yıl aradan sonra ikinci

Beklemenin Kaçınılmazlığındaki Çekicilik

  Beklemek saftır. Gösteriş istemez. Gizlilik ister. Bekliyorum diyemezsin. Bekleyene, bakanlar anlarlar. Beklemek yorar aynı zamanda. Gelsin artık dersin. Bekleyeni

Dikkat! Âşık Olabilirim!

  Soğuktan kızarmış parmaklarımla yazıyorum bu yazıyı. Sevgili edebifikirin eylemini gerçekleştirmek için –tamam, itiraf ediyorum, biraz nefes alabilmek için- sokaklara attım kendimi.

Saçlarımın Sırma Kaderi

  Kendimi bildim bileli saçlarım uzundur. Hatta beni hiç kısa saçlı görmemiş bir sürü insan var çevremde. Genelde, saçımı neden

İkindiye Düşülen Yalnızlıklar

Geçenlerde Serdar Kocabaş’ın “Sıkıntılarımızı Kadıköy sokaklarına gömüyoruz” eylem davetini görünce içim sızladı. Hem de İstanbul’un bu kadar hararetle göz kırptığı

Şarkılar Neden Var?

Gitmek mi zor kalmak mı Nisa?  Gece henüz ağarmamıştır. İki gönlü kırık koridora açılan kapıyla beraber dünyaya açılan tüm fikirleri

Bağbozumu Çetin Olur Sürgünün

Bağbozumuydu. Nine Hatun şalını serdi peşi sıra. Kırlangıçların göç mevsimiydi ya; haber demekti bu. Her bahar yiğitlerin öyküsü doldururdu köy

İkindiye Düşülen Yalnızlıklar – 2

  Sergey’in hikâyesi bende derin bir iz bıraktı. Küçüklüğümden beri insanların belirli frekanslarda yaşadığını düşünmüşümdür. Tıpkı radyolar gibi. Aynı frekansın

Solmaya Ramak Kala

“Ateş ancak yakabileceği her şeyi yaktıktan sonra söner.” (Oruç Aruoba)   Seslerini duyduğumuzda aklımızı başımızdan alanların kokusudur bu, şairin duyup

Çölde Yön Arayan Gemi

  Geçen gün, oldukça popüler bir dizinin orta yerinde söylenen bir sözle donakaldım: “İnsan bilmediği bir şeyin hayatında nasıl bir boşluk

Bazen

  Bazen denizin ortasında bulursun kendini. Ardında bıraktıkların karşı kıyıda bekliyordur. Bazen her şey bir vapur yolculuğunda bulur anlamını. Unutamadıkların

Dans ettik durmadan / Kırık camlar üstünde…

  Hüzün, yağmur gibi inerken odama, kendi derinime çekilmiş çaresizliğin kollarında uyumaya çalışıyordum. Radyom, uyumamı sağlar diye hafiften açıktı. Derken

Sarhoş Vefası

  Gitmek bir parça ölmektir demişlerdi. Bilmenin en umursamaz yazgısıyla bildim. Her seferinde bir daha görmek için yalvarırken, tavşan çaresizliğiyle

Yolculuk

  Uzun soluklu çalışmanın ortasındayım yine. İşim gereği bunu yapıyorum ancak bu durumdan memnun olmadığımı kimse iddia edemez. Saat daha