Perde ve Tül
Aynı seyirle devam eden günlerimin bir önceki gece ile klonlaştırılmış gecelerinden birini geçirmekle meşgulüm. Şehrin ordusu gibi dizilmiş apartmanlar,
Aynı seyirle devam eden günlerimin bir önceki gece ile klonlaştırılmış gecelerinden birini geçirmekle meşgulüm. Şehrin ordusu gibi dizilmiş apartmanlar,
İçimdeki sebepsiz mutsuzlukların dorukta olduğu bir gün… Evden çıkmak için dakikalarca süren hazırlıklarım nihayet sona eriyor. İçime sinmesi için
Şimdi gitmek her zamankinden daha zor. Vakitlerden gece. Gelip sadrıma oturan bir ağırlığı taşıyamadığım için yazıyorum. Aslında ne yazmak
Çoğumuz alışıktır hayat kompozisyonuna keşkeli cümleler kurarak başlamaya. Bu cümleler; kimi zaman söylenilmemiş sevgi sözcükleriyle, kimi zaman elinden tutulmamış
Kent yorgunuyum, ölümler kusuyorum hüzün anaforumda. Hangi acuze kente sığdıramadık ki kimliksizliğimizi? Hangi patikalı yollarda kaybettik düşlerimizi? İzi kalmış
Bir çocuğun “Seni anneme söylicem” küskünlüğüydü küskünlüğümüz. Hüznümüz buydu. Tüm olanları Rabbimize söyleyecektik. Kötülükleri, kötülükleri alkışlayanları, kötülüklere göz yumanları… Herkesi…
Siz hiç yaş kokusu aldınız mı? Ben her ağladığımda sanki bir koku duyarım. Benden başkası almaz bilirim. Ağzımda değişik
Gözlerimi kapattım. Kalabalığı dinliyorum. Nasıl da benden habersizler. Bir koşturmaca bir kaos yaşıyorlar. Farkında değiller. Onlara acıyorum. Sonra kendime
Herkesin, bir yarımını aradığı şu yarımlar dünyasında bilinmeyen bir şey var ki, o da insanın asıl diğer yarısını bulduğu zaman yarım kaldığı.
Garipti belki Allah rızası için sevemediğim, maalesef daha çok kendi nefsim için çok sevdiğim dostlarım ve dualarımda aklımda çıkmayan,
Diyorum ki, gitmeli uzaklara, o tenha diyarlara. Sarılıp gecenin boynuna, kimsenin bilmediği diyarlara göç etmeli. Kimliğini kaybetmiş bir göçebe
illa bir şeylerden vazgeçmemiz gerekiyorsa, bırakalım o öğle uykularımız olsun. feda ettiklerimiz ayağımızın altından kayıp giderken izlemek, görmek, bilmek,