Bazen
Bazen denizin ortasında bulursun kendini. Ardında bıraktıkların karşı kıyıda bekliyordur. Bazen her şey bir vapur yolculuğunda bulur anlamını. Unutamadıkların
Hüzün, yağmur gibi inerken odama, kendi derinime çekilmiş çaresizliğin kollarında uyumaya çalışıyordum. Radyom, uyumamı sağlar diye hafiften açıktı. Derken
Gitmek bir parça ölmektir demişlerdi. Bilmenin en umursamaz yazgısıyla bildim. Her seferinde bir daha görmek için yalvarırken, tavşan çaresizliğiyle
Aynı seyirle devam eden günlerimin bir önceki gece ile klonlaştırılmış gecelerinden birini geçirmekle meşgulüm. Şehrin ordusu gibi dizilmiş apartmanlar,
İçimdeki sebepsiz mutsuzlukların dorukta olduğu bir gün… Evden çıkmak için dakikalarca süren hazırlıklarım nihayet sona eriyor. İçime sinmesi için
Şimdi gitmek her zamankinden daha zor. Vakitlerden gece. Gelip sadrıma oturan bir ağırlığı taşıyamadığım için yazıyorum. Aslında ne yazmak
Çoğumuz alışıktır hayat kompozisyonuna keşkeli cümleler kurarak başlamaya. Bu cümleler; kimi zaman söylenilmemiş sevgi sözcükleriyle, kimi zaman elinden tutulmamış
Kent yorgunuyum, ölümler kusuyorum hüzün anaforumda. Hangi acuze kente sığdıramadık ki kimliksizliğimizi? Hangi patikalı yollarda kaybettik düşlerimizi? İzi kalmış
Bir çocuğun “Seni anneme söylicem” küskünlüğüydü küskünlüğümüz. Hüznümüz buydu. Tüm olanları Rabbimize söyleyecektik. Kötülükleri, kötülükleri alkışlayanları, kötülüklere göz yumanları… Herkesi…
Siz hiç yaş kokusu aldınız mı? Ben her ağladığımda sanki bir koku duyarım. Benden başkası almaz bilirim. Ağzımda değişik
Gözlerimi kapattım. Kalabalığı dinliyorum. Nasıl da benden habersizler. Bir koşturmaca bir kaos yaşıyorlar. Farkında değiller. Onlara acıyorum. Sonra kendime