Kadife Dokunuşun Sertliği
Sene 2017… Taşranın bağrından çıkarak, üniversite için ilk kez geldiğim İstanbul’da derya içinde suyu arayan balık misali dolaştığım, suyun nerede
Sene 2017… Taşranın bağrından çıkarak, üniversite için ilk kez geldiğim İstanbul’da derya içinde suyu arayan balık misali dolaştığım, suyun nerede
Bugünlerde dikkat ediyorum da, birçok insan yapay zekânın teknolojiyle iç içe geçmiş hâliyle, görsel sanatlardan edebiyata, müzikten performans sanatlarına kadar
Seneca, yirmi asır önce zamanımızın kimi zaman elimizden zorla alındığını, kiminde sinsice çalındığını, kimi zaman da boşa akıp gittiğini söyler
Gösteri toplumunu var eden, oluşturan nedenlerin ya da arzularının kıskacında yaşayan bireyin kendini gerçekleştirmek istediği dünyada bazı sonuçların altını çizmeye
Bildiğin gibiyim, Sürekli kendimle karşılaşıyorum Sanki bir başkasıymışım gibi. Yüreğimde, yürümeyen kan Ve tecrübe edildikçe çoğalan yanılgının hazzı. Boşluk icat
Künye: M. Fatih Doğrucan, Medeniyet Dili Olarak Türkçe – Dilci Felsefe ile Başlangıç ve Yöntem Arayışı, Ankara: Altınordu Yayınları, 2.
Bazı şeyleri çoğaltmak gerekir; bazı iyilikleri unutmadan yaymak, bazı güzellikleri ise büyütmek… Fârâbî, felsefesinin bir özeti niteliğindeki küçük risalesi Duâ’un
Annesi onu bir ağaç kovuğuna saklayıp, “Buradan ayrılma! Sakın çıkma!” demişti. Ormanda yankılanan çığlıklar, savaş nidaları, yırtıcı kuş seslerinin taklitleri
Teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlemesi, dünyayı her geçen gün yeniden biçimlendiriyor. Yeni teknolojik araçlar ve güncellenmiş (update) sistemler, insanların gündelik
Doç. Dr. Peyami Safa Gülay ile, son kitabı “Filozoflar Ne Diyor, Felsefe Ne İstiyor?” hakkında derinlikli bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifle
Onu gördü. Ona baktı. Onu inceledi ve tanır gibi oldu. Yanına gitmek istedi. Sonra vazgeçti. “Benzerleri gibi” dedi. Ağır ağır,
fransızlar sinemada ‘içeriden bir bakış’ ödülü veriyorlar beatrice’in göğüsleri, şili’de pablo neruda dışarıdan bakıyorlar hayata postacılar ve şairler, yaşama sıkıca
Hilâfet ve Devlet-i Ebed-Müddet 19. yüzyılda da Şeceretü’n-Nu’mâniyye’nin, Osmanlı hanedanının faziletleri ve devletin yıkılmayacağına dair öngörüsü bağlamında değerlendirilmeye devam edildiği
Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir isimli eserinde “Ben Evliya Çelebi’yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu