zaten hepsi kırmızı

yağmur henüz dindi ince gövdeli ağaca dokunma yazlık ayakkabınla yürü, su birikintilerini görünce dur izle üflemiş gibi az önce burnuyla

geceleyin sanrılar

iştar beni al kanatlarına götür uzakların dinginliğine artık son nefesim bir kanaate gitti insan kıyamet alametinin kendisidir isterdim ki telaşsız

Osmanlı’yı Kuranlar At Hırsızıydı Diyen Emrah Safa Gürkan’a Cevap

Be hey Emrah Safa Gürkan Demek atam at hırsızı Ne kadar sağlammış arkan Nasıl s.çtın sen bu sözü Ey edep

Hepimiz Bu Soruda Takılmış Olmalıyız

noktayı çoğalttık ansiklopedi eyledik halk içinde helak olduk hakkı unutturdular bir gün ağlayarak yine koştum hazrete diye insan derdim aştı

zeytin ağaçları için

“hadi yine sen savaş sen kurtar onurumuzu filistin” hepimizin yerine bir pazar kahvaltısında dünya çizgi filmlerini ağırlarken masaya tüm çocukları

Züleyha

Dün gece rüyamda Züleyha’yı gördüm Dar bir avluda tek başına volta atarken; Göz kapaklarını siyaha boyadım. Eğdi başını yalnız bir

Mücahit Emin Türk’ün Kaleminden Edebifikir Yazarlarının Ahvali

Bu metin, Sulhi Ceylan’ın emrivakisiyle bir Whatsapp grubu kuran Adem Suvağcı’nın yazı yazmamızı istemesi üzerine kaleme alınmıştır. *** Buyruk geldi:

Her Şeyin Bir Sebebi Olduğunun Tesellisi

diyorum ya hiçbir şey boşa değil bir çiçeğin açması, yağmurun yağması bir insanın bir insanı tanıması, sevmesi hatta solması çiçeğin

İşgal

ben ki bir çiçektim senden başkasını severek bir savaş suçu işledim son dileğimi yazmak için harflerin peygamberinden yeni bir alfabe

Ey Yahudi

Nihayet Mescid-i Aksa’yı da yaktın ey yahudi Asırlardır insanlığın ruhunu yaktığın gibi ey yahudi Aya çıkarak göğe çıktığını sandın ey yahudi

gazaba uğrayan şiirlerin adıyla

*küçük bir çocukken nizar kabbani’nin kapağı kara, kelimeleri aydınlık şiirleriyle beni kavuşturan kıymetli öğretmenime bir hediye, adil şahitlik miras kalacak

fatih’le bir gece yarısı çekildiğimiz fotoğrafın gölgesinde

haliç’in suları kara demirler kadar keskin hiçbir gizi yutmamış gibi sakin ve durgun direklerinden kirli bir sarılık yağıyor otel camlarına

İşte Burada

İşte burada, varlığın ve hiçliğin şarapnelleri arasında yaşıyoruz sonsuzluğun varoşlarında Bazen satranç oynarız ve aldırmayız kapının ardındaki kaderlere Hâlâ buradayız

bize kuş geldiği gün

(1. seans: 14:02) şen değilim kabahatim otuzlu bir kimlik babamın elime tutuşturduğu on bin küsur evrak işte bütün varım bu