Sezai Karakoç’un Kutlu Millet İdeali
Dikkatimi çeken her türlü sözü kayıt altına alırım. Bağlamlarına göre bu sözleri tasnifler, daha sonra belli aralıklarla okurum. İlk okuduğumdaki
Dikkatimi çeken her türlü sözü kayıt altına alırım. Bağlamlarına göre bu sözleri tasnifler, daha sonra belli aralıklarla okurum. İlk okuduğumdaki
İstanbul’daki son günüm Feyyaz Kandemir’in “Neredesin?” mesajıyla başladı. Yaptığımız plana göre Fatih’teki dernekte buluşacak, Adem Suvağcı ve Oğuzhan ile birlikte Üsküdar’a geçecektik. Dernek dışında bir
Günlerce “beklemek” fiili hakkında kafa yordum. Elimle tutup, gözümle görüp, kalbimle hissedip ve de aklımla idrak edebileceğim bir cevap aradım.
Uyanır uyanmaz elim doğruca telefonuma gider. Tebessümle şifresiz kilit ekranını kaydırır, bir süre duvar kâğıdımın güzelliğini seyre dalarım. Ardından yastığımı
Merhum Üstadıma, “Işığa koşan bir kelebeğin telaşını, geceyi, bir dalga yayarcasına aşan yarasadaki o radarlı yürüyüşü, baharda gülün birden açılışını,
Alman Leopold Von Ranke, kendi tarihçiliğinden asla şüphe duymayan bilimsel tarihçiliğin öncülerindendir. Tarihi büyülü olarak görmez ve baktığı açıların gerçekliğinden
Toplumları tanımanın en güvenilir yollarından biri de üzerinde yaşadıkları toprakları bütün yönleriyle bilmektir. Coğrafyanın insanlar dolayısıyla toplumlar üzerindeki etkileri göz
Tarihyazımı, ülkelerin kalkınmasına paralel olarak gelişen ve sistemleşen bir süreçtir. Yeryüzünde gelişmişlik iddiasında bulunan ülkeler ve toplumlar, iddialarını tarih ilmini
Türkiye’de, tarihi metinler üzerinde sistemli bir eleştiri geleneği henüz oluşmadı. Uzman tarihyazıcılığında “yıkıcı” eleştirilerin eksikliği, ortaya çıkan eserlerin hata ve
Post-Truth ve Anakronizm Yanılgısı Oxford Dictionary, “post-truth” (gerçek ötesi) kelimesini 2016 yılının kelimesi olarak seçti. Henüz gündemimizde yer almayan bu
Bize Göre Toplumun değişen yaşam biçimini sert bir biçimde eleştiren ama bunu hicivli bir üslubun arkasına gizleyen Ahmet Haşim, “Bize
Günlerden bir gün can sıkıntısından okulun koridorlarında dolanırken hocalarımdan birinin kapısını çaldım. Selam sabah, çay kahve, tarih-edebiyat dedikodusu derken sohbet
Ramazan başlamadan evvel kütüphanemdeki kitapları kurcaladım. İzzeddin Kâşânî hazretlerinin “Tasavvufun Ana Esasları” isimli eseri dikkatimi çekti. İlk bakışta bir tasavvuf
Üniversitenin ilk yıllarında kendisinden İslam tarihi dersleri aldığımız ve birikimi sebebiyle kendisine hayran olduğumuz bir hocamız vardı. O derslere gelmeden