Hiçbir Yerde Olamama Durumu
I. Sakallarım çivi gibi batıyor yüzüme, aynada aradığım kendim, kendim değil artık. Bir gölge gibiyim, geceye yaslanıp martı seslerini bir
I. Sakallarım çivi gibi batıyor yüzüme, aynada aradığım kendim, kendim değil artık. Bir gölge gibiyim, geceye yaslanıp martı seslerini bir
Suriçi’nde keşfe çıktığım bir gün aniden Trabzon’a gitmeye karar verdim. İstanbul dar geliyordu. Şubat ayı bitmeden sokaklarına âşina olmadığım bir
Modernleşme – Batılılaşma Çabaları “Modernleşme” kelimesi, geleneğe bağlı olanın yerine konulan ve yeniyi niteleyen durum anlamına gelen “modern” kelimesinden türetilmiştir.
Aslında ilk yakalandığım yağmurun sessizce kaldırım kenarındaki -tam o sırada yağmur kenardan akmayı istemektedir, her ne kadar susamış kalplere aksın
Düşünce ve fikirler, çağlara uzanan yolculuklarında kimi zaman sinsi, kimi zaman alenen seyahat etmekte, bunu keşfeden insanları da hayretler içerisinde
Her şey geçen sene haziran ayında başladı. En azından ben öyle tahmin ediyorum. Yoğun bir sınav döneminden sonra kitaplarıma dönüyor
Çocukluk devreme ait silinmez bir hatıradır zaman zaman zihnimi şöylece yoklayıp geçen: Misafir odamızın duvarını süsleyen çerçevelenmiş Cennet-âsâ bir bahçe
Her şehir sinesinde farklı duygu ve anlamları barındırır. Bu durum yaşanmışlıklardan kaynaklanır. Şehrin sireti suretine yansır. Tıpkı insan gibi. Şehrin
Roman, Latince “halk dili” anlamına gelen ve bu dille yazılan hikâyelere denir. İlk defa Avrupa’dan yazıldığı genel olarak kabul edilir.
Bazı şehirler vardır, ilk ayak basışınızda sanki yıllardır bu şehrin eksikliğini hissediyormuş hissine kapılırsınız. Sanki o şehir ruhunuzun sokaklara ve
Huyumdur; yolculuklara başlangıç için kentin mahmur olduğu vakitleri seçerim. Kentin bilincinin tam yerinde olmadığı ama uyanık olduğu zamanlardan bahsediyorum. Yani
Bilim insanları, örümceklerin vücutlarında bulunan doğal bir sıvı sayesinde çelikten daha güçlü bir madde üretebildiklerini ortaya koyuyor. Bu olağanüstü maddenin
Köşeye sıkıştığımı her hissettiğimde, kendimi yollara vurduğumu fark edeli çok zaman olmadı. Önceleri yollara, sadece cazibesine kapıldığım için düştüğümü sanırdım.
En basit tanımıyla tarihe, “Kişinin kendi geçmişidir” diyebiliriz. İnsan merak eden bir canlı. Tarih merakı ise istemsiz gelişen bir ihtiyaçtır.