Kar Mûsıkîleri
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu. Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu. Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu. Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu. Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,
çift kanatlı bulutlar bir meltem ısmarlar geceye kafatasımın sol alt köşesinde ebediyete yazılmış mektuplar soruyorum kim inceler estetik bir şekilde
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların onu yaralar kıpırdatıyor ve o sertelmektedir yaralardan kasıklarına boşalmaktadır
Mesafeye bir baktım Peşime düştü toprak Ellerinde sevimli bir yaşamak Ayrılıvermiş yuvasından gözleri Artık istese de ağlayamayacak Sirklere salınan atların
Tamam yaşım kırk olsun Fırtına habercisi yıllar gerçeğin neşteri olsun Canımı en ağır şekilde acıtsın anlam Dünyanın gölgesi yüzüme düşsün
söyle ona, kendi içime sarkıttığım ip uzun düşmelerden sonra bir dibe vurmazsa, içimde bir büyük el, bir büyük eli tutmazsa,
Yürüyüş kararı sayılan adımlar kadardı çirkin seslerimizle vardığımız zemin katlar. Yontulmuş tırnakların eziyeti nispetince kibrimiz kamaşıyor, örselendikçe yalçın dağlar çıkıyor
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da
Öksürdüm, yorgun bulutlar çıktı ağzımdan asmalardan tırmandım rahmet için kabul olunmayacak dualar doldu karnıma insan aklımca bildim. Bildim aklımca. -Yorgun
Tamam yaşım kırk olsun Sürgit bir yara, faili besbelli olsun Tutsunlar silik bir resme iliştirsinler beni Yetmesin kurak bir mevsimde
Ben bu dünyaya paraşütsüz indim Ondan müdânâsız ondan müşkülpesentim Defalarca asıldım incir ağacında Defalarca kendi üstüme toprak attım Dedim ya
Seni bu dipsiz kuyulara ben attım. Atmasaydım kendin düşecektin. Ah! Kuyu deyince bil istedim. Bilmek bir olma biçimiydi ah! İçinde