Kadife Dokunuşun Sertliğini de Biliriz: Edebifikir 2025 Seçkisi

Sükut etmenin gözle görülmeyen, kulakla işitilmeyen bir ahengi var. Abdülhak Şinasi Hisar “Herhangi bir söz varlığa istihkak edebilmek için sükuttan daha güzel olmalıdır.” der. Aksi halde söz, sessizliğin tabii güzelliğini zedeleyen bir gürültü haline gelir. Edebiyat da esasında böyle bir arayış ve anlayışın neticesi. Yazar, sözü sessizlikle tartıp kelimelere döktüğünde, gündelik manaların sınırlarını aşmak arzusundadır. Bu arzu sayesinde, kelimeler ritim, ahenk ve bütünlük içinde muhatabını aramaya koyulur. Neticede edebiyat sessizliği anlamlandırarak onu güzele taşıma arzusu güden sözlerin sanatıdır.

Böyle bir ortam sözün kıymetini hatırlatan mecralara duyulan ihtiyacı aşikâr eder. 2010 yılında dijital yayıncılık sitesi olarak yayın hayatına başlayan Edebifikir bu ihtiyacın bir sonucu olarak yazı faaliyeti yürütüyor. 2010–2024 yılları arasında yayımlanan binlerce yazı arasından yapılan seçkiyle kitaplaştırılan “Kadife Dokunuşun Sertliği: Edebifikir Seçkisi 2010-2024” geçen yılın başlarında okurla buluşmuştu. Bu ilk kitabın ardından 2025 yılında sitede yayımlanan yazılar da bir seçki haline getirilerek yayımlandı.

Edebifikir’in Raconu

Sitenin racon bölümünde “Edebifikir; ‘insan ülkesinde’ otağ kuran göçebe bir yolcudur. Fikir, aksiyon ve eylem platformu olarak henüz söylenmemiş sözlerin varlığına inanır. Gerektiğinde yumruklarını ve gözyaşlarını bir tohum gibi sokaklara bırakır.” ifadesi yer alır. Henüz söylenmemiş sözlerin varlığına inanmak, sükuttan daha güzel sözleri bulabilme ihtimalinden kaynaklanır. Zaten bir mecranın uzun süre metin yayımlamayı sürdürmesini sözün hâlâ ciddiye alındığının bir işareti olarak sayabiliriz.

Racon bölümünün devamında şöyle geçer: “Dünyada yer işgal etmenin bedeli vardır. Edebifikir, bunu duyurmanın yükümlülüğünü hisseden bir sitedir. Burası sadece birtakım metinlerin yayınlanıp okunduğu bir mecradan ibaret değildir. Kalplerde ve zihinlerde olanı gözlerde ve bileklerde gösterme çabasında, fikri hareketle mezcetme arzusundadır. Dolayısı ile bu siteyi takip edenler, okuduklarından sorumludur. Her türlü zorlayıcı kurumlara ve toplumsal temelli hiyerarşilere karşı olmak, bu sitenin ruhunda vardır”. Fikri, hareketle mezcetmek arzusu, Edebifikir’in söz ile eylem arasındaki mesafeyi azaltma konusundaki duruşunun bir ifadesidir. Söz ile eylem arasındaki mesafe ise metni yalnızca yazara hasrederek azaltılamaz. Okumak, düşünmek, gerektiği yerde siper, gerektiğinde ise mevzi almak… Okur bütün bunları metinle kurduğu bağ sayesinde fark eder ve yine bu bağ sayesinde neyden uzaklaşıp nereye yönelmek istediğini keşfedebilir. Ancak okurla metin arasındaki mesafe kimi zaman aşılmaz görünür. Mesafenin aşılmaz görünmesi, metnin kapalı ya da ulaşılmaz olduğu anlamına gelmez. Mesafeyi anlamlandıracak olan okurdur. Okurun dikkati, çabası, yanlış veya doğru anlama hakkını elinde bulundurması okurun sorumluluk alanına girecektir. Metin, okurla tamamlanır ve okur okuduklarından sorumludur. Sorumluluk, edebiyatın muhatap arama niteliğini de aşikar eder. Başlangıçta yazar her ne kadar metniyle karşı karşıya olsa da yazma eylemi sırasında onu okuyacak bir muhatap bulma niyeti taşır. Bir metin yayımlanıp kendi yolculuğuna başladığı anda, bir karşılaşma ihtimalini de içinde barındırır. Yazının hangi zamanda, hangi şartta okunacağı artık yazarını aşan bir mesele haline gelir.

Her yazar kendi sesinin yankısını duymak ister. Bu yankıyı duymak dijital ortamda daha hızlı olabilir. Ancak internette yayımlanan bir yazı muhatabına hızla ulaştığı gibi hızla tüketilip kaybolma tehlikesi de taşır. Metinlerin kitaplaşması ise yazının kalıcılığı açısından önemli bir merhaledir. Zaten insan, hayatının her anına sirayet eden fanilik eleminden kurtulmak için bir ebedilik tadı, kokusu ve hissi arar. Kitaplar bu ebedilik hissini yazar için somutlaştırır ve muhatapla kurulan ilişki dijital mecralara nazaran daha kuvvetli ve kalıcı kılar. Kitap dokunmatik değil dokunulabilirdir. Arada başka bir vasıta olmaması kitapla kurulan ilişkiyi kuvvetlendirdiği için okuyucunun metin üzerinde yoğunlaşma ihtimali artar. Sayfalar arası süreklilik de dijitaldeki parçalanmanın önüne geçer ve yazılar tek tek okunacak metinler olmaktan çıkıp bir bütünlük içinde muhatabına ulaşır. Edebifikir, sitenin “Sen de Yaz” bölümünde yer alan “okuyucuyla sahici ve samimi bir ilişki kurma çabasında” olduğunu 16 yıllık dijital serüveninin yanı sıra son iki senedir Ahenk Kitap etiketiyle çıkan “Kadife Dokunuşun Sertliği” seçkileriyle de aşikâr ediyor.

Seçkinin İçeriği

Kitap editörün sunuşunun ardından bir haykırış, altı şiir, dokuz hikâye, üç fikir yazısı, iki sinema yazısı, bir şehir yazısı, bir portre, iki günlük, iki hatıra, bir mektup, iki kitap değerlendirmesi, üç “Tasavvuf Konulu Romanlar” dosya yazısı, bir sorgulama ve bir söyleşi olmak üzere toplam otuz beş metinden oluşuyor.

Kadife Dokunuşun Sertliği – 2025 yılı seçkisi bir önceki seçkide olduğu gibi Edebifikir’e özgü olan “Haykırış” bölümüyle başlıyor. İronik, mizahi ve eleştirel bir üslupla okurlardan beklentilerin kaleme alındığı bu bölümde, “Her saat başı akreple yelkovanı kırbaçlamaktan, düş kırıklarını kendinize ayna edinmekten ve de kimsenin sahiplenmediği acılara ev sahipliği yapmaktan vazgeçiniz. Eğer böyle dertleriniz yoksa önce edinip sonra terk ediniz. Olmakla olmamak arasındaki gerili ipte yürümenin kişinin kendi içinde yürümesi olduğundan bir an bile şüphe etmeyiniz.” gibi birçok beklenti sıralanıyor: “Olan biten her şeye ve geçen giden herkese rağmen, sizlerden beklentisiz bir hayat talep etmekle mazuruz. İşte meydan! Beklentiyi bırakınız…”

Edebifikir’de önceki yıllarda dosya konusu olarak belirlenmiş Beklemek, Muhalif Olmak, Niçin Okumalıyız, Öteki, İsmet Özel, Sezai Karakoç, Kitap Pusulası, 2050, 2119… gibi dosyalara ek olarak 2025 yılında Tasavvuf Konulu Romanlar dosyası hazırlandı. Site içerisinde on beş yazının yer aldığı bu dosya konusuna ait üç yazı seçkide kendine yer buldu.

2025 yılında da önceki yıllarda Edebifikir’de olduğu gibi felsefeden, tarihe, edebiyattan, sanata birçok söyleşi gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ali Tan, Prof. Dr. Fatih Durgun, Dr. Ali Durmuş, Doç. Dr. Peyami Safa Gülay, Doç. Dr. Celal Yeşilçayır, İbrahim Halil Aslan, Mehmet Raşit Küçükkürtül, Davut Bayraklı ve Dr. Ali Sait Sadıkoğlu ile yapılan söyleşiler arasından Doç Dr. Peyami Safa Gülay’ın “Felsefe soğukkanlı bir düşünme biçimidir.” başlıklı söyleşisi seçkide yer aldı.

“Hangi Yazarların Yeni Kitaplarını Bekliyorsunuz?”, “Kahve, gerçekten bir keyif mi, yoksa modern yalnızlığın estetize edilmiş bir bahanesi mi?” ve “Bir oda dolusu soru işaretiniz olsaydı ne yapardınız?” gibi ayrı ayrı soruların sitedeki yazarlara yöneltildiği sorgulama dosyalarından da bir tanesi seçkide okura sunuldu.

Şiirden portreye, günlükten geziye, fikirden sinemaya farklı başlıklarda metinlerin yer aldığı “Kadife Dokunuşun Sertliği – Edebifikir Seçkisi 2025″, edebifikir.com’un fikrin kadifesi ve hakikatin sertliği arasında gidip gelen dijital yankısının somutlaşmış halinin ikincisi. Seçkinin çok sesliliği geniş bir okur kitlesine temas etmesini de kolaylaştıracak nitelikte. Eylemin bir kız ismi olmadığını bilmek isteyenler için…

Oğuzhan Yılmaz

 

 

DİĞER YAZILAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir