Kaldı
Bir masa, Üzerinde kırmızı renkte sevda sözleri. Bir sandalye, Üzerinde bir kedi, Kedinin gözlerinde sahipsiz okşamalar. Bir oda, Oda da
geniş açtım sesimi bu bana üçbuçuk ağır geldi yırtındım rüya değildi kendi ölümüne gülmek yaşamak gibi eğil de başından gelenleri
I Zaten olup olacağı belli: Her aşktan –Kütür kütür olsa da her erikten– Bir kuru çekirdek kalır II Külü ezsem
Sığırtmaç Geceyi izlerdim yalnız bu kurak dere yatağında ve izlediğim mırıldanır karşıda Erkenciğim benim sesi tiz ırmağım susuzcuğum benim Suları
Dinlerim, denerim, iki parmak iki elden dil altına sıkışacak ve sonra dil yarım rulo üfle haydi, sal ıslığı, sal dağlara.
İdris Ekinci ikinci kitabı Son Üç Dakika’yla ilk kitabında elde ettiği şiiri genişletmeye başladı. Bu kitabıyla yeni denemelere açık olduğunu
I Ne zaman kayan bir yıldız olur Kadınların ayakları? II Hangi saat tutar Yorgunluğun günlüğünü? III Kaç öpüş sonsuzluk eder?
güneş gibi kalmadı dostluklar biraz gölge bazen kısa bazen uzun hayalî bir serinlik elimizde eski dokunuşlardan kalma kırıla kırıla büyüdük
dişini düşlerine geçirip söker özenle çizdiği resimleri boya da değil kızılcık şerbeti hiç dudaklarının kenarında donan o buzul seslenişi
Ben bir iyiliğim, diyorum Yitiklik duygusundan doğan. Çoğalmak istedikçe azalmaktan alırım Güzelliğimi. Seçilmiş bir yalnızlığın içinden Seslenirim mahcup ve özgür;
I. Bilirsin kırık dökük hayatımız bizim, Karabağ şikestesi gibidir. Bir çığlık fışkırır birden, Neşeli ara nağmelerden. Ben, ara nağmeler sürerken