Dünya
Şayet yaşıyorsam, gölgemi çiğniyorsam sürekli İhtiraslarım sonsuzsa, kör bir yarasa gibi kendimi duvardan duvara çarpıyorsam Hayatımı karartma hakkını kullanıyorum demektir
Sevgilime “gecenin sonuna yolculuk” aldım Ben ilmihal okumaya devam ediyorum. Bizim parti Kudüs’e girecek Biz şimdilik banka kuyruğuna Cuma cemaatine
Kapılmayı göğün maviliğine, Bir güneşle bütün bir gün mutluluğu Unutalı yıllar geçmiş aradan İnansaydım sana eskisi gibi Hatırlat derdim belki
Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak, Neler yapmış bu millet, en yakın târihe bir sor, bak. Yerim sensin, göğüm
I. Kader cellâdına Sessiz uzat boynunu; Acıma ne kendine, ne de gelecek günlerine Yalnız bir düşünceye yum gözlerini Son darbe
Öldürün beni İnsan ne zaman kendi olur sorusuyla Acının arkasındaki umutla Anlamdan soyulmuş kelime cesetleriyle Öldürün beni Tutunup isyan ettiğimiz
bırakılmış şarkıların kendi uzunluğuna sürgünüz en çok bunu söylemek için hatırladım yaz akşamını geniş vadilerde zulüm ediyorum kendime habersiz hazza
Konuşalım Susmak üzerine Lâl kesilmek üzere Ağarmadan beklemenin saçları Avutalım köşeli kelimeleri Sütten kesmek niyetine Avurtları çökmüş şu sonsuzluğa Diş
Mescid-i Aksa – Osmanlı Devleti askerleri Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnını koydum Sanki
Anlarsan affedersin derdi hocam Ama ben affetmek istemiyorum Sonsuz ağırım Tekrarlarla yıprandı kalbimin kalbi Ruhumun içindeki soyulmuş ağaç kabuklarının Altındaki