
Bir yılı daha geride bıraktık, sevgili okur. Yılları geride bırakmakla ileriye gittiği zehabına kapılan insan, ne doğumdan önceki varlığına, ne ölümden sonraki yokluğuna delil getirebildi. Ne ki aklı erenler, iki mecburiyet arasında geçen zamana hayat dediler.
Sevgili okur! Ne mutlu sana ki, yaşıyor olduğunun ispatı uğruna, bu yıl da sesini duyurmak, sesinin yankısıyla avunmak adına kılını bile kıpırdatmadın. Ekinlerin yaşlığı, göllerin kuruluğu, kalplerin soğukluğu, münafıkların sıcaklığı… Şu dünya ile mukayyet cevherler, mevsimlere uyumlu birer kombin olarak camekânlara çivilenen erbâb-ı kalem gibi sana da yapacaklarını yaptılar. Olan oldu… İyi ki oldu… Sen de yazarlar gibi ağladın, mütercimler gibi kurudun, mütefekkirler gibi üşüdün. Ve sen de, şairler gibi yandın. Hem de cayır cayır…
Ne mutlu sana ki, vitrinin dışında kalarak, görücüye çıkan nesnelerden ayrıldın. Gördüğünü iddia edene karşı, olan-biteni sessizce izlemek sana verilen en güzel armağan… Kıymetini bil! Seslerin, akislerin ve imajların, bilginin nihai kaynağı olduğunu ispata çalışan teorisyenlerin karşısında, dilsiz ve kör olmanın ne kadar etkili bir protesto biçimi olduğunu bilseydin -iddia sahibi, sevgili okurun içten içe bunu bilmediğini zannederek yeni ve kibirli bir iddiada daha bulunuyor- oracıkta infilak ederdin.
Ne mutlu sana. Bütün mutluluklar sana, sevgili okur. Ateşi var eden sebebi, yanıcı maddenin oksijenle birleşmesiyle açıklama garabetine düşen mütekellime özenip, ömrünü çini mürekkebine doğramadın. Ne mutlu sana… Tanrının, buzdan bir kütle olan hayatın altına sakladığı sıcak, sımsıcak imgeleri çözeyim derken, hipotermiden cavlağı çeken acınası ruhlara paye vermedin.
Bir yılı daha geride bıraktık, sevgili okur. Memleketimizin en objektif kurumu olan TÜİK-İstatistik Yayma Cemiyetinin, 2024 yılının ilk günlerinde tüketici fiyat endeksi enflasyon oranını %44,38 olarak açıkladığı andan itibaren artan kitap masraflarını düşünen küçük, çağ dışı bir kabilenin üyeleri olarak seninle aynı huzursuzluğu yaşadık.
Bir yılı daha geride bıraktık. Blue Origin’in New Shepard NS-34 görevinde uzaya çıkarak Türkiye’nin 3. astronotu olan Gökhan Erdem, Gazze’de yarım milyon masumun acımasızca katledilişine ve Beyaz Saray’a dönen Cumhuriyetçi yavşak Donald Trump’ın imza attığı değişimlere dünya gözüyle şahit olmayarak Samanyolu Galaksisinin en mutlu insanlarından biri olma şerefine nail oldu.
Bir yılı daha geride bıraktık, sevgili okur. Asya, Afrika ve Latin Amerika’da 30 yaş altı gençlerin öncülüğünde düşük yaşam standartları, sosyal medya sansürü ve yolsuzluğa karşı kitlesel protestolar patlak verdi. Marakeş’te hükümet, reform sözü verse de 2 binden fazla göstericinin âdemelmasından üzüm hoşafı, leğen kemiklerinden güvercin kafesi yaptı. Tüm bunlar olurken, ifade özgürlüğü ve demokrasinin beşiği olan modern Türkiye Cumhuriyetimizin yumurtalıkları, dünya haritası üzerinde Avrupa Kıta Sahanlığına düştüğü için kitlesel çapta lokal anesteziyi reddederek hep birlikte ölü taklidi yaptık.
Bir yılı, koca bir yılı daha geride bıraktık. Teknoloji devleri ve yatırımcılar, yapay zekânın büyümesine milyarlar akıttılar. Gartner’a göre yapay zekâ harcamaları 2025’te 1 buçuk trilyon dolara, 2026’da ise 2 trilyon dolara ulaşacakmış. Gartner denilen dingilin kim olduğunu bilmemekle birlikte, bu vesileyle edebiyat, hikemîyat, bakliyat, hububat, çeviri, etimoloji, sosyal bilimler, plastik sanatlar ve inşallah şiir sanatının da dünya üzerinden silineceğini ümit ediyor, kıymetli teknoloji devlerimize Edebifikir İnsansız Hava Sahası projesine destek verdikleri için şükranlarımızı sunuyoruz.
Bir yılı daha geride bıraktık. Bandrol verilerine göre 350 milyondan fazla kitap basıldı. 350 milyon sevgili okur! “Ağaçlar arabalardan daha çok kirliliğe sebep oluyor.” diyen Başkan Reagan’ı düşünsene! 350 milyon kitap… Kafayı çizmemek elde değil sevgili okur! Neyse ki, Anadolu coğrafyasında yılın en çok okunan yazarı Bekle Beni romanıyla Zülfü Livaneli oldu da, bu yıl da Taha Abdurrahman, Bedri Gencer, Ş. Teoman Duralı, Yalçın Koç, Ekrem Demirli, Ömer Türker, İhsan Fazlıoğlu ve Tahsin Görgün gibi ömrünü nazari ilimlere adamış isimlere, çoluk çocuk kitlesel bir teveccüh göstermedi.
Bir yılı daha geride bıraktık. Güzel şeyler de olmadı değil hani… Modern Batı felsefesinin ölümünü ilan eden Dr. Ali Sait Sadıkoğlu yazar kadromuza katıldı. Edebifikir’in sarkastik dünyasına hoş geldiniz diyoruz.
Tatsız şeyler de olmadı değil hani… Fazla doz Cioran ve Canetti’yle altın vuruş denemeleri boşa çıkan ve orta-çağ artığı pesimist pezevenklerden bir cacık olmayacağını geç de olsa anlayıp Müşâhade Notları kazı-dizisiyle Edebifikir Vidanjör Severler Derneği erken kayıt avantajlarından yararlanan Celal Kuru’ya da “Welcome to our circus!” diyor, tahkir edilmekten psikopatça haz devşiren sabık yazarımıza başkaca bir şey söylemeye lüzum görmüyoruz!
Bilahare, gayriresmi tarih yazımına tepki olarak doğan, Cumhurbaşkanlığı Güzellik ve İletişim Ofisi Başkanı ve Nisa İşleri Sorumlumuz İbrahim Orhun Kaplan beyefendi ve kirvesi, büyük öykücü, allâme-i cihan- N. Cihan Karakurt Hoca Efendi Hazretleri, bu yıl da kendilerinden bekleneni yaparak Edebifikir’e bigâne kaldılar. Kendilerini tebrik ederiz! Hayır, kendilerini gönülden tebrik ederiz!
Bazılarımız bir yılı daha geride bırakamadılar sevgili okur… Keza, dene-yanılma gibi pek çok alternatif test çözme tekniği dururken, yanılma-yanılma tekniğinde ısrar ederek diğerkamlığın sabrın ve sağ-duyunun rot balans ayarlarıyla oynayan, Adem Suvağcı nam zat insan irisi yaratık, gerçek hayatın İran sanat filmlerine pek de benzemediğini on milyonuncu defa tecrübe etti. Buna mukabil, her ahval ve şeraitte haklı olduğunu savunan küçük sevgi kelebeğimize hayatta başarısızlıklar diliyoruz.
Blackpink, Exo ve Seventeen’den sonra Güney Kore kültür, sanat, edebiyat ve maarif dünyasının en mükemmel K-Pop Grubu olan, Şadiye Sare Kaplan, Nazlı Nesibe Kılıçoğlu ve Sinem Çağlancı folk-üçlüsüne diyecek söz bulamıyoruz… Kendilerinden ricamız, kırmızı karanfillerini kuruttukları mavi çizgili harita metot defterlerine, “Heves nedir? Kursakta nasıl kalır?” isimli birer yazı yazarak üç gün üç gece boyunca salya sümük ağlasınlar. Ağlasınlar da söz verip tutmamak ne demekmiş anlasınlar. İnşallah rüyalarına Nurullah Ataç, Memet Fuat, Asım Bezirci, Hakan Arslanbenzer, Celal Fedai, Ulus Baker ve pembe puantiyeli papyonuyla Doğan Hızlan aynı anda girer de, âlimin mürekkebi kaç grammış, edebiyat ve şiir dünyası kaç bucakmış anlarlar!
Bir yılı daha geride bıraktık, sevgili okur. Auguste Comte’un halefi, Emile Durkheim’ın selefi olarak edebiyat, şiir ve fikir sahasında fabrikasyon üretimiyle tanınan meşhur sosyoloğumuz, Kitap Haber’in bânisi, sultan-ı şuâradan Bilal Can henüz yazılmamış 37 kitabın tanıtım metinlerini şimdiden kaleme alarak müstakbel yazarlarına kitapları hakkında fikir vermiş oldu.
Zengin ve ahlaklı bir Müslüman nasıl olur göstermek adına yazı çizi işlerinden feragat eden İbrahim Halil Arslan ise kapitalizmin ikna odalarında ölümü beklemekle yetindi.
Murat Belge’den sonra 81 ilin tümünün köftelerini tadarak yağlı kıymanın hakikatine eren M. Furkan Kâhya, People Dergisine verdiği mülakatta, “Müslümanların gurmelik ilminden geri kalmaları bahis konusu edilemez! Sulu köfteden kasap köfteye, İnegöl köftesinden, sarımsaklı Akçaabat köftesine tüm kıyma fraksiyonlarında necip millerimizi dünyaya tanıtarak kültür erozyonunun önüne geçmeye çalıştım. Ayrıca bildiğiniz gibi biz mutasavvıflarda riyazet…” falan filan diyerek hepimizi gururlandırdı.
Bu yıl 23. Üniversite diplomasını alarak okumaktan yazmaya fırsat bulamayan Mehmet Erikli, Hereke’nin tarihi halılarının etimolojisi üzerine kaleme aldığı doktorasıyla Pulitzer ödülüne aday gösterildi.
Ansızın patlak veren edebiyat ataklarıyla art arda öyküler kaleme alan, bazen de aylarca kendisinden haber alamadığımız, duyumlarımıza göre Çinçin’in satır arası sokaklarında emr-i b’il ma’ruf faaliyetlerine hız vermiş bulunan Ömer Can Coşkun adlı abonemize şuan ulaşılamamaktadır. Lütfen daha sonra…
Bu yıl, geçen yıl ve daha önceki yıllarda güzel şeyler olmadı değil. Çağlayan Adliyesine klark çekerek Evkaftaki memuriyetinden istifa eden Şebinkarahisar Ülkü Ocakları Başkanı Feyyaz Kandemir, üç senelik süre zarfında sırayla, fizyonomi tokatçılığı, davar kırpıcılığı, gezen tavuk tüccarlığı, kavak mümessilliği, alıç pekmezi üreticiliği, Anadolu irfanı uzmanlığı, kerpiç ev müteahhitliği, Kutatgubilig yazıcılığı gibi muhtelif alanlarda şansını denedikten sonra medeniyetlerin beşiği Konya’ya yerleşerek büyük çapta ticarete girişti. Her defasında Kureyş kervanlarının sahil hattına çekilme ihtimalini kendisine hatırlatsak da bizi duymazdan gelmeyi başardı. Kendisinden yazı talep edildiğinde metinlerin zihninde olduğunu, binaenaleyh, Ukaz Panayırının pek şenlikli bir yer olduğunu söyleyen meşhur Türk münevverimizi Yüce Allah’a havale ediyor, Büyük Selçuklu eşrafına Cenâb-ı Haktan sabrı cemil diliyoruz. Artık onlar düşünsün…
Ahmet Mithat, Peyami Safa ve Enis Batur’dan sonra misak-ı milli sınırları içerisinde en çok yazı yazan, ilerlemiş yaşına rağmen ayda 27 kitap çıkararak Of ve Çevre Ülkeler Guinness Rekorlar Kitabına adını altın harflerle yazdıran Sayın Davut Bayraklı sitemizin en velut kalemiydi. Davut Bayraklı’ya ne denebilir ki? İyi ki varsın reis…
Evlendikten sonra ikişer dönümlük yanak lopları ziyadesiyle pembeleşen, eşyanın tabiatına aykırı olarak çok daha iyi bir insan ve üretken bir yazar olarak ezber bozan, bebek yüzlü katil Oğuzhan Yılmaz da Metro Günlükleri gibi hayret-i mucip bir yazı dizisine imza atarak müstemleke aydınlarını şaşırttı. Vallahi bravo!
Uzun bir aradan sonra kitap suskunluğunu bozan, haddizatında, sitemizin en esaslı kalemlerinden biri olan Cüneyt Dal bu yıl iki kitap birden yayınlayarak, izin günleri -söz verdiği arkadaşlarının kitap dosyalarını okumaktansa- kafelerde fink atıp kahve içmeye ve kitaplığının tozunu almaya devam etti. Olsun, Cüneyt’in canı sağ olsun…
Edebifikir İhtiyar Heyeti ve emekli köy azaları tarafından 958 yazısının geri çevrilmesine rağmen korkunç bir iştiyak ve inatla edebiyat burcunu tutmakta ısrar eden Tahir Tarık Balıkçı, 959. yazısında editöre kan kustuğu ‘estetik öfke ataklarının anatomisi’ serlevhalı metniyle bu yılın en samimi yazılarından birini yazma şerefine nail oldu. Lütfen bize kan kusmaya devam et Tarık! Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin…
“Peki yıl boyunca genç kalemlerin yazılarını geri çevirerek fıstıklı tahin helvası yiyen Sulhi Ceylan ne yaptı?” dediğinizi duyar gibiyiz. Siteye 30 yazı yazmasının dışında, bir yandan kolpacı müridâna tennuresiz derviş pozları keserek öte yandan meşşai feylesoflar gibi fellik fellik gezinerek helal marka çikolata aradığını sizlere haber verecek değiliz. Zaten kırklar sofrasıyla kırıklar meclisini ayıran yegâne maslahat A kalite çikolatalar değil mi canım?
Hasetçi müzevirler tarafından yıllardır mutlu olmakla suçlanan Bahadır Dadak her yıl olduğu gibi bu yıl da Edebifikir’in medarı iftiharı oldu. Koca yıl boyunca tek bir falsosuna rastlanmadığına dair kulağımıza gelen haberler doğruymuş. Analar neler doğuruyor sevgili okur! Maşallah! “Kün!” emri mucibince blok sanatçı olarak vücuda gelen Bahadır, devrimci şiirleri, bilâ ücret editöryal faaliyetleri, ancak Rumeli burjuvazisinin anlayabileceği fevkalade tumturaklı tasarımları, Bauhous Okulundan tevarüs ettiği mükemmel illüstrasyon çizme teknikleri ve birbirinden kıymetli yazılarıyla, sitemizi ufkumuzun kazan dairesine kadar taşıdı. Daha ne yapsın çocuk! Allah ondan ve neslinden razı olsun. İlminden ve irfanından nasiplenmeyi cümle Yozgatlılara ve Çorumlulara ve dahi Çankırı havalisine nasip etsin. Cenâb-ı Mevla, Bahadır Dadak gibi multi-disipliner dehaların sayılarını arttırsın. Âmin!
Bir yılı, koca bir yılı daha geride bıraktık. Maraş Paçalı Güvercini Yetiştirenler ve Sevenler Derneği’nden, Maraş Birinci Dünya Harbinde Ermeni Soykırımına Uğramış Mağdurlar Federasyonu’na, Maraş Göz Nurunu Koruma Vakfı’ndan, Maraş Sualtı Hiperbarik Tıp Derneği’ne kadar, Maraş ile alakalı tüm siyasi, ekonomik ve kültürel yapılanmaların içinde bulunan Mehmet Raşit Küçükkürtül’ü çok özledik. Mamafih, yıl boyunca çocuk pışpışlayıp tütün sarmaktan tek bir yazı olsun göndermeye vakit bulamayan, buna mukabil editörün, “Raşit’çiğim, canım kardeşim. Matbu olarak çıkacak Edebifikir Yıllığı için bir adet yazı talebimiz olacak. Acaba mecmuamıza bir metinle de olsa teveccüh edebilecek misiniz?” kelam-ı kibarına, bir süre hımhımlayıp, nihayet, tenezzülen, “Ajandama bakmam lâzım…” cevabını verdikten sonra, içinden, “Demek matbu bir yıllık çıkacak heaaaa! Hemi de bensiz hea!” diye bir süre daha hımhımlayıp telefonu kapattıktan 7 dakika 29 saniye sonra kelli felli bir Maraş Hatıraları yazısı göndermesinin konumuzla bir alakası yok… Biz Raşit’i özledik, bunlar ehemmiyetsiz vakıalar!
Bu yıl güzel şeyler de olmadı değil. İkinci Meşrutiyetten bu yana tuttuğu dokuz yüz elli bin altı yüz yetmiş altı sayfa notu Anadolu köylüsüne arz etmeye karar veren, Sizden Gelenlerin yılmaz kalemşörü Aynur Macit hanımefendi ve Ay-altı âlemini temaşa ederken beraberinde taşıdığı Başiskele Kaymakamlığı Altın Günü WahatsApp Grubu hanemizi şenlendirdiler. İnsanüstü bir gayretle yazının hakikatini arayan Aynur hanıma, birkaç on yazı sonra Bizden Gelenlerden olacağını muştulayarak, yazarlık makamına yükseldikten sonra bulduğu esrarengiz hakikatleri bizimle de paylaşmasını hassaten rica ediyoruz. Kitap tahlilleri, öyküleri ve muhtelif yazılarıyla Sermest semalarında arz-ı endam eden Nur Cihan Şeker ve Rümeysa Topal da yazar kadromuzun namzet isimleri. Kendilerine müteşekkiriz.
Ha, bir de Eda Çılgın var. Eda yolda… Gümbür gümbür geliyor. Tek umudumuz sensin Eda! Yollar yürümekle aşınmaz Eda… Kurtar bizi bu esaretten…
Koca, koskoca bir yılı daha geride bıraktık, sevgili okur. Handiyse her Allah’ın günü mail kutumuza düşüp dalağı patlayan “Bir Yeni Şiir” iletisini her defasında heyecanla açtık. Ekseriyetle, şiirlerden daha uzun yazılan esrarengiz özgeçmişleri okuyup, yine, yeniden, mütemadiyen sukûtuhayale uğradık. Sevgili Müellefe-i Club adaylarımız, sizlerden ricamız şudur ki, şiir yazmadan önce eser miktar şiir okuyunuz. Günün şiirinden geriye doğru, çok ve çeşitli şiir okuyunuz. Haftada dört-beş şiir kitabını leblebi tozu gibi ezip, adaçayı ve portakal kabuklarıyla bir güzel kaynatınız. Bundan maada, sabahları aç karnınıza içiniz. Yazdığınız şiirleri, oda sıcaklığında bekletip çocukların erişemeyeceği yerlerde saklayınız. Bırakınız, demlensinler. Poetikalara da yolunuz düşsün. En az üç edebiyat ve şiir dergisi takip ediniz. Kadim sanat tarihinin en konsantre edebi türünde geleneğin verilerini tevarüs etmeden modern şiirin çetrefil doğasını asla anlayamaz, kat’i surette nitelikli şiirler yazamazsınız. Dikkat ediniz, anlayınız! Her Allah’ın günü gönlümüzün kırılmasından imanımız gevredi. Lütfen, lütfen bize acıyınız!
Geçtiğimiz yıl, Kadife Dokunuşun Sertliği seçkisiyle Edebifikir’in 15 yıllık marmelatını çıkaran Ahenk Kitap bu yıl da varlık sevincini onamazsa oracıkta öleceğini zanneden yazarlarımıza aguşunu açarak garibanları sevindirdi. An itibariyle matbaada olan Edebifikir 2025 Seçkisi için Ahenk Kitap’a medyunu şükranız.
Sevgili okur. Bir senelik süre zarfında yirmi iki yazarımızın kalemi ve ‘Sizden Gelenlerin’ gayretiyle tam 225 yazı yayımladık.
Helal borsa kâğıtları, te’vil edilen sözler, hıyanete uğramış emanetler, rehinciye bırakılan nasihatler, paketli gıdalar, hayatsızlık ve şiirsizlikle geçen koca bir yılı daha geride bıraktık. Defalarca sis farlarını değiştirmelerini söylememize rağmen kargadan başka kuş, İsmet Özel’den başka şair, Mustafa Kutlu’dan başka öykücü tanımayan Müellefe-i Clup adaylarımızdan geri çevirdiğimiz metinler için haklarını helal etmelerini diliyoruz. Biz geçmiş ve gelecek haklarımızı helal ediyoruz.
Edebifikir ailesi olarak, günden güne yaklaşan üçüncü dünya savaşını hiç özlemediğimiz kadar özlediğimizi, olası bir savaşta ele geçireceğimiz tüm esirleri, okuma yazma bilenlere tekrar okuma yazma öğretmek şartıyla salıvereceğimizi şimdiden beyan eder, bu yıl ki kanlı bilanço için Yüce Allah’tan affımızı dileriz.
Sevgili okur. Bir dizi kırık kalbin, sürçen dillere tercüman olduğu Edebifikir, kurulduğu günden bu yana İmam Gazali hazretlerinin bulunduğu yerdedir. Bunu bil isteriz… Çünkü bu melanet dünya, “Mümkün dünyaların en iyisidir.”
Yazmayan yazarlarımıza hasret, kadirşinas okurlarımıza sevgiyle…
EDEBİFİKİR – 2025 ALMANAK
Kategorilere Göre Yazı Girişi
- Deneme: 40
- Edebifikir Haber Ajansı: 4
- Fikir: 20
- Günlük: 16
- Haykırış: 2
- Hikâye: 25
- Hikmet: 4
- Kitap: 53
- Mektup: 2
- Poetika: 3
- Portre: 4
- Sinema: 13
- Sorgulama: 3
- Söyleşi: 9
- Şiir: 21
Toplam: 222
2025 Yılında Yazarlarımızın Gönderdiği Eser Sayısı
- Adem Suvağcı: 10
- Ali Sait Sadıkoğlu: 9
- Bahadır Dadak: 6
- Bilal Can: 3
- Celal Kuru: 3
- Cüneyt Dal: 8
- Davut Bayraklı: 20
- Edebifikir: 51
- Feyyaz Kandemir: 6
- İbrahim Halil Aslan: 4
- İbrahim Orhun Kaplan: 3
- Mehmet Erikli: 4
- Mehmet Raşit Küçükkürtül: 2
- Muhammed Furkan Kâhya: 5
- N. Cihan Karakurt: 5
- Nazlı Nesibe Kılıçoğlu: 2
- Oğuzhan Yılmaz: 12
- Ömer Can Coşkun: 5
- Şadiye Sare Kaplan: 2
- Sinem Çağlancı: 3
- Sizden Gelenler: 21
- Sulhi Ceylan: 30
- Tahir Tarık Balıkçı: 3
- Z. Rumeysa Topal: 5
Toplam: 225


14 Yorum